Avrasya Ekonomi Zirvesi

Içeriği

thumbnail
18 Nisan 2017 Salı

20. Avrasya Ekonomi zirvesi, 44 ülkeden 300 devlet adamı, akademisyen, din adamı ve iş insanının katılımıyla gerçekleşti. Azerbaycan’ın bu yıl da yıldız ülke seçildiği zirvenin Şeref Konuğu ise dünyaca ünlü vizyoner yazar Edward De Bono oldu. (Haberin devamı için lütfen haber başlığını tıklayınız)

Daha fazlasını okuyun

 20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ

4-6 NİSAN 2017

20. Avrasya Ekonomi Zirvesi sonrasında katılımcıların ortak düşüncelerini aksettiren Sonuç Bildirisi; "İnsanlığa Çağrı" başlığıyla yayınlandı.

Başta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olmak üzere dünyanın belli başlı sivil toplum kuruluşlarına, Zirve katılımcılarına, Marmara Grubu Vakfı'nın partneri olan uluslararası kuruluşlara ve Cumhurbaşkanlığı makamıyla ülkemizin yöneticilerine gönderilen Sonuç Bildirisi'ni dikkatlerinize saygıyla sunuyoruz:

İnsanlığa Çağrı

Bu yıl, 4-6 Nisan 2017 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi; Arnavutluk’un Cumhurbaşkanı Bujar Nishani, Makedonya’nın Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Bosna Hersek’in Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Moldova-Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Irina Vlah’ın katılımlarıyla gerçekleşti.

Ayrıca, 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde üç önceki Başbakan da hazır bulundu. Polonya Başbakan Yardımcısı Grzegorz Kolodko, Romanya Başbakanı Victor Ponta, Slovenya Başbakanı Alenka Bratusek ile beraber, önceki Cumhurbaşkanları Türkiye’den Abdullah Gül, Arnavutluk’tan Bamir Topi, Avusturya’dan Heinz Fischer, Moldova’dan Petru Lucinschi, Romanya’dan Emil Constantinescu, Hırvatistan’dan Stjepan Mesic, Ivo Josipovic, Letonya’dan Valdis Zatlers, Sırbistan’dan Boris Tadić de 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ndeydi. Aralarında bakan, eski bakan, büyükelçi, iş kadını, işadamı, akademisyen ve din adamından oluşan 323 yabancı konuk da 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne şeref verdiler.

Avrupa Birliği'nin geleceği, sürdürülebilir enerji, mülteci sorunu, yükselen milliyetçilik ve popülizm, neoliberal ekonomi ve küresel terör konularına odaklanan 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin ulaştığı sonuçları, Birleşmiş Milletlerin yüksek duyarlılığına müracaat ederek tüm insanlıkla paylaşma kararı almış bulunmaktayız.

Günümüzde tüm dünyayı etkileyen sosyo- politik gelişmelere bakınca aklımıza; yoksa insanlık bir yol ayrımında mı, sorusu geliyor.

Yükselen milliyetçilik, popülizm, mülteci akımları, enerji kaynaklarına ulaşma hedefinde Ortadoğu'ya yapılan dış müdahaleler ve bunların piyasalarda yarattığı dalgalanmalar , şiddet, yoksulluk, ayrımcılık, siyasi baskı çağın önemli sorunları haline geldi. Toplumlar tehdit, dağılma, kimliğini yitirme riski altında yaşıyorlar.

Liderler sorumluluklarını, insani değerlerini unutup hızla popülizme savruluyor.

Bu radikal akımların gelişmesi, dünyanın her yerinde hükümet dışı, devlet dışı aktörlerin çoğalmasına, gelecekle ilgili kaygıların artmasına neden oluyor.

Küresel görünüm bize tarihten yeterince ders alınmadığını göstermektedir… Dünyamız bu noktaya; sorumluluklarımızı üstlenmediğimiz, görevlerimizi ihmal ettiğimiz için gelmiş olmalı.

Örneğin Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi önemini ve değerini kabul ettiğimiz küresel kurumlar,dünyanın değişen şartlarına uyum sağlayıp dönüşüm sağlayamadılar. Ekonomide koruyucu tedbirlere başvurulması mevcut yapıları çürüttü. Zor durumlarda "kolay çare" gibi görünen popülizme başvurulması tehlikeleri büyüttü. Popülizm, ırkçılık ve ayrımcılık gibi düşünce ve politikaların toplumlara mutluluk ve refah getirmediği unutuldu. Bu ve benzeri nedenlerden dolayı bütün dünya sıkıntılar ile karşı karşıya kaldı.
Gelişen milliyetçilik akımları ile parçalanma tehdidi altında olan Avrupa'nın; dünya politikalarındaki Doğu - Batı, Hıristiyan - Müslüman kamplaşmalarının; etnik ve dini kimlikler üzerinden düşman algılarına vurgu yapılarak sürdürülen bir siyasetin; dünyayı üçüncü bir dünya savaşına götürüp götürmeyeceğini sorgulamak zorundayız.

Olaylar savaş haline geldiğinde artık yapılacak çok şey kalmamaktadır. Bugün yapacağımız tercihler dünyanın ve insanlığın kaderinde önemli rol oynayacaktır.

İnsanlık bir yol kavşağındadır

İnsanlık bir yol kavşağındadır... Belki son duraktayız, belki de henüz kullanmadığımız son bir şansımız daha vardır.

AB'nin içinde bulunduğu kriz, kuruluşundaki temel ilkeleri sarsmaktadır. İstikrar ve gelişme için güçlü ve demokratik bir Avrupa'ya ihtiyaç vardır. Üye devletler birlikte ortak kararlar alma konusunda başarılı olamamış, kuruluş ilkelerinden uzaklaşmışlardır.

Yeni sorunlar karşısında yeni politikalar, yeni fikirler, yeni vizyon ve stratejiler oluşturamayan Avrupa'da, her ülke kendi çözümlerini kendi geleneksel politikaları ile çözmeye kalkınca, popülizm, İslam düşmanlığı gibi radikal akımların ortaya çıkması önlenemez hale gelmiştir. Mülteci akınları karşısında sınırlar kapatılmış, acılara duvarlar örülmüştür.

Gelinen noktada Avrupa Birliği içindeki güncel uzlaşı formülü;"farklı hızlarda ama birlikte kalma", "çok vitesli Avrupa" gibi söylemler olsa da, Doğu Avrupa ülkelerinin "Bu durum farklı üyelik sınıfı anlamı taşıyabilir", "3-4 ülke tüm Avrupa için karar veriyor" gibi yargıları da beraberinde taşıyor. Bu endişeler, bugünkü uzlaşı formülünün sürdürülebilirliğini de sorguluyor.

Dünyadaki beklenmeyen gelişmeler, bu bölgenin güvenliği ve barışı için Avrupa'da entegrasyonun devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Bu alanda acil kurumsal reformlara ihtiyaç vardır. Avrupa kendi ilkelerine ters düşen korumacılığı bırakıp, piyasaların kendi kurallarına öncelik vermelidir. Ekonomik ve askeri projeler çerçevesinde bir AB etiği oluşturulmalıdır. Kültürel ve etnik kimliklere saygı duyan Avrupa inşası hedeflenmelidir. Kendini Avrupalı gören Türkiye ve Balkanların geçmiş tarihlerine geri dönüşünün engellenmesi için yeni bir sosyal kontrat zamanı gelmiştir. Avrupa Birliği artık kendini bu ülkelerle birlikte "Avrupa" olarak tanımlamalıdır.

Dünya mülteci problemini içselleştirmelidir

Olağanüstü sorunların şaşırtıcı sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Suriye'deki savaş Avrupa'yı bir göç sorunu ile karşı karşıya bırakmıştır. Türkiye ve AB ağır bir mülteci basıncına maruz kalmıştır. Yeni bir bakış açısı ile yeni çözümler ve politikalar oluşturulmadığı takdirde, bu sorun gittikçe ağırlaşacaktır. Göç ve mülteci sorunu ekonomik, politik ve çevresel nedenleri ile birlikte ele alınmalıdır. AB'nin görüş birliği içinde küresel oyuncu olarak varlığını devam ettirebilmesi, bu ve benzeri büyük krizlerdeki tavrına bağlıdır. Göç ve mülteci krizinin ortadan kalkması, nedenlerinin ortadan kaldırılması ile mümkün olacağına göre, Avrupa küresel gücünü ve saygınlığını ortaya koyan hızlı ve doğru çözümler üretebilmelidir.

Küresel terörle mücadelede ortaklaşmalıyız

21. yy. insanlığın önüne yeni bir terör sorunu çıkardı. Geçmişten farklı küresel bir terör yaşamaktayız. Küresel terörün "Medeniyetler Çatışması" olarak tanımlanmasını da yanlış buluyoruz. Yanlış ve eksik tanımlar terörle mücadeleyi de olumsuz etkiliyor. Terörizmle mücadele, öncelikle terörün nedenlerinin ortadan kaldırılması ile yapılabilir. Askeri müdahaleler her zaman sonuç almaya yetmeyebilir. Terörün gerçek nedeni ekonomidir. Dünya gelirinden en büyük payı alan küçük, zengin tabaka ile büyük yoksul grup arasındaki eşitsiz gelir dağılımı, klasik bencilliktir… Enerji kaynaklarını ele geçirmek için izlenen yanlış politikalardır. Güçlülerin kendi çıkarları doğrultusunda haritaları yeniden çizme ihtiraslarıdır.

Ekonomi dünyada bir bütündür ve küreselleşmiştir. Ancak her ülke kendi ekonomik çıkarlarına öncelik veren geleneksel politikasını sürdürmektedir. Ulusal ekonominin çıkarlardan önce düşünülmesi gereken "barış" politikasının olmasıdır. Ekonomik çıkar çatışmalarına kabul edilebilir çözümler için karşılıklı görüşmelerde ısrarcı olunmalıdır. Bunu başarmak için küresel bir farkındalık yaratmalıyız. Konu şudur: Kapitalizmin radikal reforma ihtiyacı var. Neoliberalizmin hem ekonomik hem de sosyo-kültürel olarak dünyayı krize sürüklediği gün gibi açıktır. Bu ideoloji artık tarihin çöplüğüne gitmek zorundadır. Ancak Neoliberalizmin yerine milliyetçiliğin geçmesine de izin vermemeliyiz. Aksi, daha büyük felaket olacaktır. Bunun küresel farkındalığı, küresel terörle mücadeleyi güçlendirecektir. Terörle mücadelede demokratik standartların korunması, yeni hukuk yapılarının devreye alınması, terörü destekleyen ülkelere karşı küresel ortak yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunuyoruz.

Dinler suskun kalmamalı

Küresel teröre karşı mücadele dinsel kurumlara ve yapılara da önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu bağlamda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 2017 yılını İslam'la Dayanışma Yılı ilan etmesini önemsiyoruz. Din insanlara huzur iç dinginliği sağladığı için gereklidir. Sorunların çözümünü sadece dinde aramak yanıltıcı olur. Bütün başarı ve umudu dine bağlamak ile bütün günahı dine yüklemek aynı şeydir. Sorun dinde değil insandadır. Sorun bizdedir. Bizler din ile siyaseti iç içe koymanın yaratacağı felaketin yeterince farkında olamadık. Bundan en fazla zarar gören de dini değerler oldu. Din birleştirici, siyaset ayrıştırıcıdır. Dini örgütlenmelerin kamusal alan dışında belli sivil alanda kalması gerektiğini savunuyoruz. Hali hazırda insan haklarının uygulanmasında bize yol gösteren ilkeler büyük ölçüde dünya dinlerinin insan haklarına karşı tutumundan sağladığımız birikim sayesindedir. Biz biliyoruz ki dinler de insan hakları da insan onurunu korurlar. Teröre karşı mücadelede İslam'ın adının terörle anılmasını yanlış buluyoruz. Dinlerin bugün ortak bir dilden konuşmalarını dünya barışı ve huzuru için zorunlu sayıyoruz.
 

BM küresel barışın avlusu olmalıdır

Birleşmiş Milletler'de yeniden yapılanma istiyoruz. Bunu kaçınılmaz görüyoruz. BM Güvenlik Konseyi'nde 5 üye var; çalışması çıkarlarının örtüşmesi modeline dayanıyor. Anlaşamadıkları zaman doğan zararı insanlar ve insanlık tazmin ediyor

Dünya farklı ve hiç birimizin istemediği bir yöne doğru gidiyor. Bu nedenle ülkelerin artık ortak inisiyatif alarak hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. BM küresel adaletin bekçisi olmalıdır. Küçük - büyük devlet ayırımını ortadan kaldıran, insanlığın ortak istikrar ve refahı için çalışan, kurallar koyan, savaş ve soykırım acılarını dindiren bir kurum olmasını istiyoruz.

İnsanlığın kalıcı barışı ve adaleti sadece ondan umduğu ve beklediği bir BM yaratılması için acilen harekete geçilmesini, dönüşüm için gerekli kurumsal reformların yapılmasını istiyor ve bekliyoruz.
 

          Türk Basını                                                                                                                                                                                         Arnavut Basını 

Bosna Hersek Basını                                                                                                                                                                       Makedonya Basını 

Kıbrıs Basını                                                                                                                                                                                          Gagavuzya Basını 


thumbnail
19 Nisan 2016 Salı

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'ne Türkiye Devleti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcıları Tuğrul Türkeş, Mehmet Şimşek, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve İstanbul Valisi Vasip Şahin'le katıldı. Makedonya’nın, Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov’la; Bosna Hersek’in, Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic ve Federasyon Cumhurbaşkanı Marinko Cavara’yla ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yla temsil edildiği 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne dört önceki Başbakan da hazır bulundu. Polonya Başbakanı Grzegorz Kolodko, Romanya Başbakanı Victor Ponta, Slovenya Başbakanı Alenka Bratusek, Ürdün Başbakanı Tahir El Masri ile beraber, önceki Cumhurbaşkanları Arnavutluk’tan Bamir Topi, Moldova’dan Petru Lucinschi, Moğolistan’dan Natsagiin Bagabandi, Romanya’dan Emil Constantinescu, Hırvatistan’dan Stjepan Mesic, Ivo Josipovic, Letonya’dan Valdis Zatlers de 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ndeydi. ( Haberin devamı için lütfen haber başlığını tıklayınız)

Daha fazlasını okuyun

MARMARA GRUBU VAKFI'NIN AVRASYA EKONOMİ ZİRVELERİNİN ONDOKUZUNCUSU BAŞARIYLA TAMAMLANDI

“Dr. Akkan Suver 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni değerlendirdi”

1998 yılında altı ülkenin katılımıyla gerçekleşen Birinci Avrasya Ekonomi Zirvesi, 2016 yılında Cumhurbaşkanları ile Başbakanlarla, Meclis Başkanlarıyla, bakanlarla, parlamenterlerle, iş adamlarıyla, akademisyenlerle zenginleşen bir katılımla ondokuzuncu yaşını idrak etti.

Avrasya ekonomi zirvelerini bir gelenek olarak nitelendiren Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr.Akkan Suver, sivil bir kuruluşun on dokuz yıl içinde oluşan itibarını bir başarı hikayesi olarak değerlendirmemekte aksine sürdürülebilir kılınmasını bir sorumluluk projesi olarak adlandırmaktadır.

19 yıl, uzun bir zaman periyodu…

Dr. Akkan Suver diyor ki;

"-Uzun bir yol kat ettik. Kimi arkadaşımız yoruldu, bizden ayrıldı.

Kimi arkadaşımız, beklediğini bulamadı, çekti gitti.

Bazıları idraki almadığından, yaptığımızı anlayamadı, kayıplara karıştı.

Ama biz bir avuç inanmış arkadaşla yolumuza devam ettik. Bugünlere geldik.

Ondokuz yılda büyük şereflere nail olduk. Fahri profesörlük, fahri doktoralar aldık. Hem gazeteci, hem de diplomat olabilme şansına eriştik. Karadağ "Montenegro" Devleti beni 2008 yılında İstanbul’a Fahri Başkonsolos olarak atadı. Azerbaycan Devleti iki büyük madalya ile onurlandırdı. Moğolistan Devleti üç ayrı madalya verdi. Gagavuzya üç nişan ile en büyük Özerk Bölge madalyası ile taltif etti. Vatikan'ın önceki Papa'sı tarafından Benedictus Madalyası ile şereflendirildim. Nice onur ve değer ödülü aldım.

En son olarak, 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde Azerbaycan Enerji Bakanlığı tarafından Fahri Enerji İşçisi Madalyası aldım

Balkan Barış Derneği "Merkezi Üsküp" Barış Kahramanı verdi.

Merkezi Slovenya'da bulunan Enstitüsü tarafında "Anlayış Büyükelçisi" ödülüne layık görüldüm.

Bütün bunları anlatıyorum, zira bizden sonra gelenler bilsinler ki, ülkesi için karşılıksız çalışanlar, insanları olduğu gibi kabul edip sevenler, barışa itinayla hizmet edenler bunlara her zaman ulaşabilirler. Bunları her zaman elde edebilirler. İşte ben arkadaşlarım yirminci Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin arifesinde birlik ve beraberlik içinde ilk günden beri bizimle beraber olan ve yeni katılan arkadaşlarımızla çalışmalarımıza devam ediyoruz."

Dr. Akkan Suver

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in geleneksel olarak gönderdiği mesajıyla açılan Zirve'de, Aliyev'in mesajını Azerbaycan Devlet Bakanı Nazım İbrahimov tarafından okundu.

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in mesajıyla açıldı.

Marmara Grubu Vakfı bu yıl 19'uncusu düzenlediği Avrasya Ekonomi Zirvesi'ni başarıyla gerçekleştirdi.

Dünyanın dört bir yanından cumhurbaşkanlarını, meclis başkanlarını, bakanları ve dini önderleri İstanbul'da buluşturan 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde, dünyayı tehdit eden terör, mülteci dramı ve küresel ekonomilerin önündeki belirsizlikler masaya yatırıldı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in geleneksel olarak gönderdiği mesajıyla açılan Zirve'de, Aliyev'in mesajını Azerbaycan Devlet Bakanı Nazım İbrahimov tarafından okundu.

Azerbaycan'ın aldığı yükümlülükleri sorumlulukla yerine getirerek ekonomik işbirliğinin derinleştirilmesi ve Avrupa'nın enerji güvenliğinin sağlanması işine büyük katkı verdiğine işaret eden Aliyev, mesajında şunları kaydetti;

"Ülkemiz Güney Gaz Koridoru çerçevesinde “Şah deniz 2”, TANAP ve TAP gibi uluslararası projelerin gerçekleştirilmesi, tarihi İpek Yolu`nun onarılması konusunda çabalarını önemli ölçüde artırmıştır. Asya ile Avrupa`nı birleştiren Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun inşasında artık en son aşamaya gelinmesi de takdir edilmeli. Ermenistan'ın gayri-barışçıl tutumu sonucunda şimdiye kadar çözüme ulaşmamış Yukarı Karabağ sorunu bölge devletleri ve halkları arasında işbirliğinin genişlemesine en büyük engel olarak kalmaktadır. Yurtdışı destekçilerinin yardımına güvenen Ermenistan, işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarında çekilmek istememekte, statükonu uzatmağa, sorunun barışçıl yolla çözülmesinden çeşitli bahanelerle uzaklaşmağa çalışmaktadır. Kuşkusuz, bölgede gelişimin ve istikrarın güvenli biçimde sağlanması yalnız bu türden sorunların uluslararası hukuk çerçevesinde adaletli çözümünden sonra mümkün olabilir."

Zirveye mesaj yollayan Papa Francis: " Yoksullukla mücadele, dışlananların iade-ı itibarı ve aynı zamanda tabiatı korumaya dair bir çözüm için oluşturulacak stratejiler, entegre bir yaklaşım gerektirmektedir" dedi. Papa Francis’in mesajını Monsenyör Yusuf Sağ okudu.

PAPA'NIN MESAJI

Dünyanın dört bir yanından cumhurbaşkanlarını, meclis başkanlarını, bakanları ve dini önderleri İstanbul'da buluşturan 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde, dünyayı tehdit eden terör, mülteci dramı ve küresel ekonomilerin önündeki belirsizlikler masaya yatırıldı. Zirvenin açılış seremonisinde Türkiye Süryaniler Katolik Patrik Vekili Mgr Yusuf Sağ, Papa Francis'in mesajını okudu. Papa, mesajında "Birisi çevresel diğeri sosyal olmak üzere 2 ayrı kriz ile değil; aksine sosyal ve çevresel boyutları olan tek ve karmaşık bir kriz ile karşı karşıya bulunmaktayız. Yoksullukla mücadele, dışlananların iade-i itibarı ve aynı zamanda tabiatı korumaya dair bir çözüm için oluşturulacak stratejiler entegre bir yaklaşım gerektirmektedir. Ekoloji ve ekonomi önemli konular haline gelmeye başlamıştır." dedi.

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş Zirve’de yaptığı konuşmada; kaynakları bakımından önemli bir rekabet alanı haline gelen, Türkiye’nin ve dünya siyasetini yakından ilgilendiren Avrasya’daki gelişmelere, bölge halklarıyla tarihi, kültürel ve coğrafi yakınlık ve derin bağlar nedeniyle kayıtsız kalmanın mümkün olmadığını aktardı: “Bölgede istikrarın, ekonomik gelişme ve kalkınmanın sağlanması, enerji ve ulaşım koridorlarıyla Avrasya ve Asya’nın sıkı bir işbirliği ve karşılıklı kazanca yönelik olumlu bir gündemle birbirine bağlanması ülkemizin temel hedefidir. Enerji sahasında ülkemiz, üretim ve tüketim bölgeleri arasında önemli bir koridor olmanın sağladığı potansiyelini kararlı bir şekilde geliştirmekte, geleceğe yönelik yatırım ve öngörülerle insani ve çevresel boyutları da gözeten projeler üretmektedir.” Türkeş, Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeş ülke ve halklar olduğunu anımsattı: “Bu ülkeler ve halklarla, ortak dil, tarih; sosyal ve kültürel etkileşimin yanısıra yeri geldiğinde karşılıklı ticareti geliştirecek adımlar atılmakta, insan ve malların rahat dolaşımı açısından vizesiz dolaşım anlaşmaları imzalanmaktadır. Azerbaycan’ın kadim toprağı olan Dağlık Karabağ’da yaşanmakta olan çatışmalarda şehit olan Azerbaycanlı gardaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Türkiye, Azerbaycanlı gardaşlarımızın haklı mücadelelerini her türlü uluslararası platformda savunmaktadır ve savunmaya devam edecektir.”

Zirvenin açılış oturumunda konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek,“Diyelim ki Türkiye'de 6. 5 milyon yalıtımı olmayan ev var, daire var. Biz çıkıp yalıtıma güçlü destek verirsek, bu yeni bir iş fırsatı demek İşte enerji verimliliği, basit bir boyutu budur.
Mehmet Şimşek, “Bizim yolsuzlukla daha güçlü mücadele etmemiz lazım. O nedenleyakında meclisimize siyasi etik yasasını, siyasetin finansmanına ilişkin uluslararası bir yasa gibi birçok düzenlemeyi getireceğiz. Ve Türkiye şeffaflıkta da, yolsuzlukla mücadelede de güçlü iradesini ortaya koymuş olacak" Kalkınmanın anahtarı kadınların iş gücüne katılımıdır.
Şimşek, “İşgücüne katılım kadınlar arasında. Bu çok önemli bir husustur. Bunun artması gerekiyor. Eğitimde çok önemli bir değişkendir. Sadece kadın erkek eşitliğini her alanda sağlayabilirseniz 2025'е kadar dünya ekonomisi en az 12 trilyon dolarlık bir ilave gelir getirebilecek şekilde çalışmaları var. Şimdi Türkiye’de nüfusun yarısını ihmal ederek biz gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaşabilir miyiz? Asla. O nedenle kadınların iş gücüne katılımı, kadınların iş hayatında aktif rol oynamasını, kadın girişimciliği çok çok güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Çünkü bu kalkınmanın anahtarıdır” şeklinde konuştu. Şimşek, “Hakikaten bizim iş aleminin önünü açmak için yargıyı hızlandırmamız lazım, yargıda da performansa dayalı bir kültür lazım. İdeolojik saplantılarla kötü performansla yargı bir yere tabii ki de varamaz. O nedenli biz geçen sene bir yargı Reformu paketi ortaya koyduk,

Oturum’un açılış konuşmasını yapan Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Avrasya’nın bir kavram olduğunu belirterek, bu önemli bölgede enerji, ekonomi ve ulaşımın işin özünü oluşturduğunu söyledi. İpekyolu kapsamı içinde durum değerlendirmesi yapan Yıldırım, 2018’de hizmete alacakları 3. Havalimanı’na ilişkin şunları açıkladı: “Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’da yapıyoruz. Kamu hiçbir yük almadan dünyanın en büyük havalimanına sahip olacak ve üstüne 1 milyar 100 bin avro yıllık kira parası alacak.” Yıldırım, yeni havalimanının 150 milyon yolcu kapasiteli, 200’ü aşkın uçağın aynı anda yolcu alabileceği, 1.5 milyon metrekare arazide, 6 piste sahip 11 milyar avroluk bir yatırım olduğunu anlattı. Binali Yıldırım, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’ni 2009 yılında Azerbaycan ile başlattıklarını, bu yıl sonunda bu hattı da işletmeye alacaklarını anlattı: “Böylece Çin’in doğusundan kalkıp Avrupa’nın batısına kadar mal ve hizmet götürmenin önünde engel kalmayacak.”

Yıldırım, Ankara, Konya, İstanbul, Eskişehir ve Bilecik gibi şehirleri birbirine bağlayan, gerçeğe dönüştürdükleri hızlı tren hayali ve bölünmüş yolları anlattı: “Bölünmüş yollarda 1 yılda zaman ve yakıt tasarrufundan elde ettiğimiz gelir 5 milyar doların üzerinde. Ayrıca 3 milyon 250 bin ton daha az egzoz gazı havaya veriyoruz. Yollarda ortalama hız arttı, dur-kalk azaldı, aynı zamanda ölümlü kazalar da son 10 yılda yüzde 62 azaldı.”

Zirve’nin ilk gün öğle yemeğinin şeref konuğu Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrasya’nın ekonomik, ticari kapasitesiyle zengin fırsat ve işbirliğinin odak noktasında olduğuna işaret etti: “Son yıllarda bunlardan tam kapasiteyle yararlanmadığımız bir gerçektir. Çünkü bu defa fırsatlardan çok risk ve tehditlerin tartışıldığını, bunlara odaklandığımızı biliyoruz. Bugün karşılaştığımız engeller bölgemizin çok uzak noktalarından çıkan yapılar olarak karşımızda duruyor. Bu engeller bölgenin siyasi aktörlerinin bazı ihmalleri ve siyasi öngörüsüzlükleri veya bencillikleri, gizli emellerinden kaynaklanmaktadır.”

Gül, Ermenistan ve Azerbaycan arasında süren krizi şöyle değerlendirdi: “BM tarafından Azerbaycan toprak bütünlüğü tanınmıştır. Dolayısıyla Karabağ sorununun BM Konseyi’nin de ilgili kararlarını gözönüne alarak sulh yoluyla barışçı bir şekilde halledilmesi, işgalin sona ermesi ve Azerbaycan topraklarının bütünlüğünün sağlanması sadece Kafkaslar’da değil bütün bölgede barışa çok büyük etki yapacaktır.”

Gül, Türkiye ile Rusya arasında 5’inci ayını dolduran krizin de bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı: “Bunun sadece iki ülke için değil bölge için ve bölgedeki başka sorunların hallinin kolaylaştırılması ve yeni sorunlar çıkmaması için önemli olduğunu düşünüyorum.”

Terörün dünya için en tehlikeli yol olduğunun altını çizen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi Türk moda endüstrisinin 30 yılda başka hiçbir sektörde görülemeyecek başarılara imza attığını, hazır giyimden moda üretimine geçişin sürdüğünü kaydetti. Türk ekonomisine yılda 15 milyar dolar katma değer yarattıklarını dile getiren Tanrıverdi, Türkiye'nin 81 vilayetinde üretip 217 ülkeye ihracat yaptıklarını vurguladı.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Genel Sekreteri Asaf Hajiyev, 21. yüzyılda ellerindeki en önemli aracın diyalog olduğunu kaydederek, "Diyalog olmazsa bir gelecek, refah ve barış tesis edilemez. Bu zirve bize bu çerçevede son derece önemli bir diyalog platformu sunuyor. Ortak geleceğimizi nasıl inşa edeceğimiz konusunda fikir veriyor." ifadelerini kullandı. Hajiyev, terörle mücadelenin önemine değindi ve teröristlerin zayıf insanlar oldukları için toplu hareket ettiğini belirtti.

Çin Halkı Barış ve Silahsızlanma Örgütü Başkan Yardımcısı Yu Hongjun, tarihi İpekyolu’nun yeniden inşaa edilme sürecine değindi: “İpekyolu geçtiği güzergah boyunca tüm ülkelerin gelişimine katkıda bulunacak. Bu hepimizin çıkarına olacaktır. Tüm ülkelerin katılacağı bir strateji ile İpekyolu’nun yani ortak kalkınma projemizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Türkiye’nin İpekyolu Projesi’nde oynayacağı rol önemlidir.”

19. Avrasya Ekonomi Zirvesinde önemli isimlerden İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı İbrahim Çağlar, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve ekonomik altyapısıyla başlayan konuşmasında İpek Yolunun atar damar ve Türkiye’nin ilerlemesi, tüm Avrasya coğrafyası için bir fırsat olduğunu söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Prof. Dr. Erman Tuncer ise ekonomik krizlerin sosyal krizlere dönüştüğünü, dolayısıyla bölgesel işbirliğini daha da geliştirmeye ihtiyaç duyulduğunu anlattı: “Avrasya büyük bir fırsattır. Ancak avantajların dezavantaja dönüşmesi de mümkündür. Avrasya’nın can damarı İpekyolu’dur. Bunu tekrar canlandırmak bizim en önemli hedefimizdir. Çünkü bu yol küresel barışa ve refaha giden yoldur.”

İstanbul Vali Yardımcısı Cemalettin Özdemir Türkiye'nin en önemli kenti olan İstanbul'un uluslararası yatırımlar için cazip bir kent olduğunu belirterek, artık dünyada ülkelerin değil şehirlerin yarıştığını dile getirdi.

Zirve’de yabancı konukların selamlama konuşmasında ilk sözü alan Bosna Hersek Federasyonu Başkanı Marinko Cavara, sivil toplumun savaş ve zorunlu göç konusunda el ele vermesi gerektiğine işaret etti: “Sorunlara ortak cevap vermeliyiz. Zorunlu göç, mülteci dalgaları tüm Avrupa’yı yakından etkiliyor. Ancak sadece mültecilerin yani zorunlu göçe zorlananlara bakarak sorunu çözemeyiz. Burada önemli olan çeşitli modeller geliştirmek ve ülkeler arası işbirliğini sağlamaktır.” Cavara, ekonomik istikrarın her şeyden önce politik istikrara bağlı olduğunun altını çizdi: “Önemli olan kazan-kazan durumunun uluslararası değer yaratmada hakim olmasıdır.”

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ülkesinde kalıcı federal bir çözüme ulaşıldığı takdirde iki toplumun barış içinde geleceğe kavuşmasının yanısıra bölgesel işbirliğinin de kapısını açacağını anlattı. Akıncı, Doğu Akdeniz’in doğalgaz enerji kaynaklarının gerginlik yerine refah sağlayacağını savundu.

Bosna Hersek Eş Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic,güvenliğin ekonomik kalkınmanın, reel yatırımın ve aynı zamanda insanlar arası iletişimin ön koşulu olduğunu kaydetti: “Güvenlik meselesini çözmek için birarada ve omuz omuza çalışmamız gerekiyor. 1960’ların sonunda 15 milyon kişi Avrupa’ya gitti sorun olmadı. Ama geçen yıl 1 milyon insanın göçü güvenlik korkusu nedeniyle büyük sorun oldu.”

Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, ekonomik, teknik ve kültürel problemlerle dolu bir çağda yaşandığını belirtti: “Devletlerarasında güç birliği olmaz ise kötü taraflar arasında işbirliği yükselir. İnsan kaçakçılığı artar. Şunu unutmayalım mülteci veya göçmenler birer rakamdan ibaret değildir. İnsandır ve insan onuruna sahiptir. Bu insanlara insanca yaklaşmak bizim için zorunluluktur.”

Diyalogla İpekyolu; Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu

Azerbaycan Milli Meclis Başkan Yardımcısı Valeh Aleskerov, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı gibi büyük projelerin yürütülmesini sağladığını anlattı. Hazar Bölgesi’nde üretilen doğalgazın Türkiye’ye, oradan Balkanlar’a, İtalya’ya ve Avrupa ülkelerine iletilmesini sağlayacak TANAP ve TAP Projeleri’nin bugün Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı projesinden de önemli hale geldiğini aktardı.

Polonya eski Başbakan Yardımcısı eski Maliye Bakanı Grzegorz Kolodko, yeni kitabında sözettiği yeni pragmatizm kavramını anlattı: “Yeni bir paradigma; ben, heteredoks ekonomiyi öneriyorum.” Kolodko, rekabette yurtiçi hasılanın büyümesi için gelenekselin önüne geçmek, sosyal psikoloji ve tarih kullanarak incelemeler yapmak gerektiğini ifade etti.

Azerbaycan İletişim ve Yüksek Teknolojiler Bakan Yardımcısı Elmir Velizade,bilgi teknolojileri altyapısının tam olarak gelişmediğini, bu yüzden bölgeler ve ülkeler arasında farklılıklar bulunduğunu söyledi. Sofistike biçimde Azerbaycan’ın bu konuda gerekli altyapı projelerini gerçekleştirme yoluna gittiğini aktaran Velizade, 2017’de yörüngeye uydu fırlatmayı planladıklarını açıkladı.

Türkmenistan Ekonomi ve Kalkınma Bakan Yardımcısı Beyjan Kakajanov, yüzde 3,6 rakamıyla büyüyen Türkmenistan’da son yıllarda istikrarlı bir büyüme olduğundan, KOBİ’lerin ve maliye sistemlerinin geliştirilmesi gibi hedefleri bulunduğundan söz etti. Kakajanov, yeni hidrokarbon projelerinin hayata geçirildiğini, 2015’te doğu-batı doğalgaz hattını işletmeye açıldığını, Türkmenistan-Afganistan-Hindistan-Pakistan doğalgaz hattının tamamlandığını, yeni teknolojilerin yerleşmesi konusunda çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Makedonya Dış Yatırımlar Bakanı Jerry Naumoff, Makedonya’ya yatırım yapılması halinde 650 milyon müşteriyle buluşma imkanı olduğunu, yüksek vasıflı işgücü, düşük enflasyonu, güvenli, istikrarlı, dünyadaki resesyona rağmen büyüyen yapısıyla yatırımcılar için cazibe merkezi olduğunu kaydetti. Türkiye ile yatırım koruma anlaşması bulunan Makedonya’nın Avrupa’da bir firma kurmak isteyen yatırımcılar için ilk sırada yeraldığını belirten Naumoff, “Biz Makedonya’da, 10 yıl vergisiz yatırım gelir garanti edebiliriz. Yüzde 4 ile Avrupa’daki en büyük büyüme rakamlarına sahibiz” dedi.

Kosova Sağlık Bakanı Yardımcısı Kadir Hüseyin, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olmayan Kosova’nın AB yasalarına uyum çalışmalarına başladıklarını, iklim değişikliği konusunda çok sayıda AB direktifine uygun çalışmalar yürüttüklerini ve sera gazı envanteri hazırladıklarını ifade etti.

Türk Keneşi Genel Sekreter Yardımcısı Abzal Saparbekuly,Çin’in geleneksel enerjisinin yüzde 45’ini gelecekte yenilebilir enerjiden elde edeceğini, aynı şekilde Avrupa ülkelerinin yenilenebilir enerji stratejilerini desteklediğini vurguladı. Son bir yıldaki gelişmelerin ufuk açıcı olduğunu kaydeden Saparbekuly, Azerbeycan, Türkmenistan, Kazakistan tarafından büyük işler yapıldığını, gümrük geçişlerinin 1 güne kadar indirildiğini ve gümrük geçişlerinde yüzde 60-70 indirim sağlandığını anlattı.

Biopolitik Uluslararası Teşkilat Başkanı Agni Vlavianos Arvanitis, milyonlarca insanın yerinden yurdundan edildiğinin görüldüğünü, insanlığın önünde yepyeni bir düşman bulunduğunu ifade etti. Arvanitis, toprağın, suyun, havanın kirlenmesinin önlenmesi için teknolojide metot bulunabileceğini söyledi.

Slavyani Vakfı Başkanı Zahari Zahariyev, “Avrasya’nın yeni bir yol haritasını Bir Yol, Bir Kuşak Projesi ile çizebiliriz” dedi. Projenin uygulanmasının küresel güvenlik sistemine katkısının yanısıra mevcut ilişkilere de katkı sağlayacağını belirtti. ABD (Kuzey Atlantik Ticaret ve Transpasifik Projesi) ile Çin Projesi arasında fark bulunduğundan sözeden Zahariyev, Çin Projesi’nin aksine ABD’nin iki projesinden ulusal ülkelerin etkileneceğini, bu çerçevede yeni bölümlemelere yol açılacağını, ABD’nin statükosunu korumasının yanısıra tekelleşmenin sürdürüleceğini ve çevre üzerinde de son derece olumsuz etkileri olacağını söyledi.

Moğolistan Barış ve Dostluk Örgütü Temsilcisi G. Tenger, Moğolistan’ın ekonomik kalkınmasının 2 puan düştüğünü belirtti. Tenger, İpekyolu’nun yeniden canlandırılmasının, Orta Asya ekonomilerini canlandırmasının yanısıra Avrupalı partnerlerle işbirliğini de canlandıracağını dile getirdi.

Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye ihtiyacı yoksa Türkiye’nin de AB’ye ihtiyacı olmadığını söyledi. Ülkelerarası özel barter anlaşmaları yapılması gerektiğini belirten Şimşek, bu noktada barter ortak pazarının ülkeler arasında ticaretin artırılmasında önemini vurguladı.

Romanya Prensi Radu, kendi ülkesinde 4 gençten birinin üniversiteye gittiğini belirterek, birçok gencin Avrupa’ya seyahat ettiği farklı bir dönem yaşandığına dikkat çekti. Genç nüfusun iyi bir eğitim ve mesleki eğitim kazanmasının önemine değinen Prens Radu, gençlerin tekrar kendi ülkelerine dönmesini sağlayacak projeler oluşturmayı ve bu insanların tekrar kendilerini evde hissetmelerini sağlamayı hedeflediklerini anlattı.

Slovenya eski Başbakanı Alenka Bratusek, enerji güvenliğini sağlamak ve sürdürülebilir yeşil büyümeyi karşılamanın en zor işlerden birisi olduğunu aktardı: “Benim ülkem AB üyesidir. AB enerjisinin yüzde 53’ünü ithal ediyor. Toplam ithalatımızın 5’te 1’ini enerji oluşturuyor. Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek enerji güvenliğini sağlayabilir. Türkiye, Orta Doğu ile Avrupa pazarları arasında ortada duruyor. Slovenya ve Türkiye’nin stratejik ortaklık anlaşması imzaladı, enerji kooperasyonu konusunda adım atmış olduk.”

Romanya eski Başbakanı Victor Ponta, bundan sonra gerçekleştirilecek tüm Avrasya Ekonomi Zirveleri’ne katılarak, 10 yıl sonra kendisinin de on yılını idrak eden üyelere verilen Onur Madalyası’nı alacağını dile getirdi.

Slovenya Life Learning Akademisi Başkanı Marjetka Kastner, küresel büyüme olduğunu, gelişmekte olan pazar ekonomilerinden çekinildiğini söyledi. Büyümeyle birlikte sosyal ve siyasi riskler yansısa da Kastner, ekonomik büyümenin olumlu etkilerini de insanların izlediğini kaydetti.

Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkan Yardımcısı Vadim Cheban, “İklim değişikliğine ilişkin önlemleri almak zorundayız” diyerek yenilenebilir enerji alanındaki politika taahhüdlerini güçlendirmeleri ve yeni politikaların uygulanmasına ilişkin yenilenebilir enerji hedeflerinin oluşturulması gerektiğini ifade etti. İkinci önemli eylem alanını; küresel ısınmanın azaltılması olarak gösteren ve kalkınmada yenilenebilir enerjinin önemine değinen Cheban, bu konuda tamamlayıcı düzenlemelerin yapılmasının önemini hatırlattı. Yenilenebilir enerjinin oluşturulmasında uluslararası işbirliğinin önemine de dikkat çeken Cheban, Gagavuzya’nın güneş enerjisinde önemli projesi bulunduğunu söyledi

Oturum’un ardından Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver ile Moğolistan Barış ve Dostluk Organizasyonu Başkanı Deleg Zagdjav ile Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in de katıldığı bir törenle stratejik işbirliği anlaşması imzaladı.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleyen “DEĞİŞİMİN ÖNDERLERİ” İSTANBUL’DA BULUŞTU

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi kapsamında İstanbul WOW Otel'de 6 Nisan 2016 Çarşamba günü "Değişimin Önderleri - Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum" toplantısı Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver'in moderatörlüğünde başarıyla gerçekleştirildi.

Müjgan Suver'in "hoş geldiniz" konuşmasıyla başlayan toplantıda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti First Lady’si Meral Akıncı ve Slovenya 2013-2014 yılı Başbakanı Alenka Bratusek açılış konuşmalarını yaptılar.

Meral Akıncı konuşmasında, toplumsal cinsiyet eşitliğinin barış kültürüne güçlü bir ışık olacağını vurgularken; Alenka Bratusek, görevde bulunduğu süre içerisinde özellikle medyanın yaptığı işlerle değil, giyim kuşamıyla eleştirildiğini söyleyerek, iş dünyasında ve siyasette erkek ağırlığının yok edilmesi için kadınların daha fazla öne çıkması gerektiğini dile getirdi.

Toplantının panel bölümü, Müjgan Suver'in "100. Maymunun Hikayesi" başlıklı sunumuyla başladı. Toplumsal eşitliğin sağlanması için, nesilden nesile aktarılan zihniyette bir dönüşümün gerekliliğini belirttiği sunumunda Müjgan Suver, dönüşümün sağlanması halinde, bunun yaşamın her alanına yansıyacağını, toplumu ve ülkeyi gelişmiş bir demokrasiye ve kalkınmış bir ekonomiye kavuşturacağını söyledi.

Panel konuşmacılarından İstanbul Avcılar Belediye Başkanı Dr. Handan Toprak Benli, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda belediyesince yaptıkları projeleri anlattı. "Kadın dostu bir belediye" olduklarına vurgu yapan Benli, Avcılar'da Türkiye’nin ilk kadın aile müdürlüğünü kurduklarını, anne ve babaya yönelik erkek çocuk ile kız çocuğu ayır etmeme sertifikalı eğitimi verdiklerini anlattı. Benli, cinsiyet eşitliğinin erkek istemeden sağlanamayacağını savundu.

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı İlter Terzioğlu, fırsat eşitliği politikası yürüttükleri Turkcell bünyesinde, cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik kararların ilk sırada yer aldığını, şirketlerinde 18 bin çalışanın sekiz binin kadınlardan oluştuğunu söyledi.

KPMG Türkiye Başkanı Ferruh Tunç konuşmasında, kadının iş yaşamında erkekleşerek değil kadının kendi gibi davranarak başarılı olduğunu göstermesi gerektiğini söyledi. Tunç ayrıca, kadının toplumsal hayatta eşit olması için öncelikle toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik efsaneleri yok etmek, hakim dili kırmak gerektiğine de vurgu yaptı.


"Kız Gibi" kampanya videosunun gösterimiyle konuşmasına başlayan Procter&Gamble Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tankut Turnaoğlu, işe alım süreçlerinde ve sonrasında "çeşitlilik ve dahil etme" stratejisi doğrultusunda hiçbir çalışanının cinsiyeti, ırkı, inancı, yaşı vb kişisel özellikleri nedeniyle ayrıştırmadıklarını, tam tersine her türlü çeşitliliği bir zenginlik olarak gördüklerini belirtti.

"Kadın öncelikle cesur olmalı" diyen Slovenya IEDC-Bled Yöneticilik Okulu Kurucu Başkanı Prof.Dr. DanicaPurg, toplumsal cinsiyet eşitliğinin insan haklarının temel şartı ve ekonomik gelişim için bir zorunluluk olduğuna vurgu yaptı. Purg konuşmasında; "Dinine, ideolojisine, refah seviyesine bakılmaksızın her ülkede, değişimi getirecek olanlar, değişimin özneleri olan kadınlardır" dedi.

Kendi kişisel tarihinde bir kadın olarak yaşadığı zorluklardan örnekler veren Kosova Diyalog Bakanı Edita Tahiri konuşmasında, kadınların iş ve siyaset yaşamına daha fazla katılımında kota uygulamasının önemine işaret etti. Kosava'daki savaş sonrası siyasette bir kota kampanyası düzenlediğini aktaran Tahiri, kotanın yapay bir durum olmakla birlikte insanların düşünce felsefesi değiştiğinde kalkabilecek bir uygulama olduğunu anlattı. Tahiri konuşmasını, "Yeni bir zihniyet için yeni emsaller oluşturmalıyız" diyerek bitirdi.

Bosna Hersek Parlamentosu Milletvekili Sosyal Demokrat Parti Siyasi Direktörü Damir Masic, mevcut seçim kanunlarında değişikliğe gidilmesi gerektiğini, kadınların yeterli oranda temsil edilmesiyle cinsiyet eşitliğinin daha kolay sağlanacağını söyledi. Masic ayrıca, cinsiyet eşitliğini sağlayacak mekanizmaların ve kalıcı kurumsal yapıların, devlet ve yerel yönetimler düzeyinde oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.

Tasarımcı Letizia Reuss, sanat dünyasında erkek egemenliğinin varlığına işaret ettiği konuşmasında, son yıllarda kadınların ortaya koydukları mücadelenin bu egemenliği ile kadınların ağırlığının ortaya çıkmaya başladığını aktardı.

Avusturya Arşidüşesi Toskana Prensesi Camilla Habsburg Lothringen ise cinsiyet eşitliği konusunda annelerin gücüne inandığını belirttiği konuşmasında, kadınların hangi statüde olurlarsa olsunlar, kendi görüşleri ve kararları için mücadele etmeleri gerektiğini belirtti.

Panel konuşmacıları ve ardından diğer konuklarla birlikte aile fotoğrafının çekildiği "Değişimin Önderleri" toplantısının sonuç bildirisi aşağıdadır:

DEĞİŞİMİN ÖNDERLERİ
"Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum"
TOPLANTI SONUÇ BİLDİRİSİ

Toplantıdaki deneyim aktarımları ve araştırma sonuçları, kadınların liderliğindeki şirketlerin, erkeklerin liderliğindeki şirketlere göre daha başarılı olduğunu ispatlamıştır. Buna rağmen hem özel sektörde hem de kamuda hâlâ kadın yönetici sayısı %10'un üzerine çıkamamıştır.

Aynı fotoğrafı ulusal parlamentolarda ve yönetim kurullarındaki üye sayılarında da görmekteyiz. Bütün karar organları, bütün toplantılar hâlâ erkek ağırlıklı.

Bu gerçekler ışığında özel sektör ve kamunun karar organlarındaki kadın sayısını arttırması kaçınılmazdır. Bunun için niteliğin niceliğe dönmesinde kritik sayı kabul edilen %35 oranına ulaşıncaya kadar kurumların ve siyasi iradenin kota ve benzeri özel uygulamalara geçmesi kaçınılmazdır. Ülke parlamentolarının, kamu ve özel sektör kurumlarının artık bir kadın ajandası olmak zorundadır.

· Günümüzde bu konuda başarılı olan AB ülkeleri, Slovenya, Kosova parlamentoları, Avcılar Belediyesi, Turkcell, P&G, KPMG gibi şirketler, yönetimler ve parlamentolar varsa aynı konseptle diğer şirketler, yönetimler ve parlamentolar da başarılı olabilirler.

İmzalanan uluslararası anlaşmalar ışığında; cinsiyet eşitliği konusunda toplumda ayrımcı gelenek ve klişeleri bir yana bırakıp algı değişikliği yaratmak, kadınların konumunu ve oranını yükseltmeye yönelik uygulamaları hayata geçirmek, cinsiyete duyarlı aile, okul ve iş yeri ortamları ana hedeflerinde toplumun dönüşümünü sağlamak, her şeyden önce yönetimlerin görevidir.

· Sürdürülebilir kalkınma gündemlerinin çevresel, sosyal, ekonomik eksenlerine, toplumsal cinsiyet eşitliğinin eklenmesi kaçınılmazdır. Bu temelde yönetimler, özel sektör, üniversite ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmalıdırlar. Yönetimlerden, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önceliklerin nasıl belirleneceği, hedeflerin nasıl uygulanacağı, verilerin ve hesap verebilirliğin nasıl izleneceği konularında bir açıklama yapmalarını bekliyoruz.

· Bu uygulamalar sürecinde şeffaflık, daha güçlü bir inceleme ve hesap verebilirlik için ısrarlıyız.

· Ayrıca yerel, bölgesel ve uluslararası seviyede gelişmelerin izlenebilmesi için bağımsız değerlendirme mekanizmalarının oluşturulması gerekliliğine inanıyoruz.

ZORUNLU GÖÇ;
MÜLTECİ SORUNU VE TERÖRİZM OTURUMU

Kafkasya ve Azerbaycan Şeyhülislamı Allahşükür Paşazade Toplantının “Medeniyetler İttifakı” ve “Dünya Barışı”na katkı sağlamasını temenni etti. Dünya Barışı’nın tehlikeye girmesinin nedeninin insanların “Manevi Değerlerinden” uzaklaşması olduğunu ifade etti. Ayrıca Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan ALİYEV’ in Çok Kültürlülük uygulamasını Dünya üzerinde ilk defa Azerbaycan’da başlatan lider olduğunu ekledi.

Ekümenik Patrik Bartholomeos İstanbul’un Asya ve Avrupa’nın kesişme noktasında olduğunu belirtti. Günümüzde “Terörizm” in uluslararası gündemin ilk sırasını işgal ettiğini söyledi. Terörizm Paris’ten Lahor’ a kadar Dünya’nın her yerinde göründüğünü ve “Vandalizm” Metodunu kullandığını belirtti. Özgürlüğün gelecek için umut olduğunu ancak dayanışma olmadan özgürlüğün olamayacağını, aynı kaderi paylaştığımız için dayanışmayı artırmamızın gerekliliğini ekledi. Bütün dünyada Terörizm nedeniyle korku olduğunu, Terörün sınır tanımadığını, Teröristlerin dini kullandıklarını belirterek sözlerini sürdürdü. Dinin yegâne korkusu Tanrı olmalıdır. Çünkü Tanrı korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. Oysa teröristler dini kullanarak korku salmaktadırlar. Teröristler Tanrı’ya inanmazlar. Din adına her suç dine yapılan haksızlıktır. İnsanların bencilliği ile mücadele etmek gerekir. Gelecek için özgürlük şarttır ve dayanışma olmadan özgürlük olmaz. Dayanışma, kardeşlik anıdır. İllegal göçe karşı çıkmalıyız ve illegal örgütlerin yarattığı terör ve göçü engellemeye alışmalıyız. İnsanların tersine göçü teşvik etmeliyiz.

Ürdün ( E ) Başbakanı Taher Al Masrı Terör insanları bölen ana eksendir. Ekonomik, sosyal ve dini farklılıklar ayrıştırıcı nedenler olabilir. Ama etkileşim çok önemlidir. Biz farklılıkları zenginlik saymalıyız. Farklılıkları savaş sebebi olmaktan çıkarmalıyız. Uluslararası terörizm önlenmelidir. Çünkü “Göç Sorunu”nun kökeninde “Uluslararası Terörizm” vardır. Bugün yaşadığımız acılara son vermek için sorunun kökenine inmeli ve 20 Yüzyılın başına dönmeliyiz. Bu yüzyılın başında meydana gelen olaylar aslında bir önceki yüzyılın devamı niteliğindedir ve bu yüzyılı iyi okumalıyız. Son iki yüzyılda farklı etnik gruplar soykırımdan kaçmak için ülkelerini terk ettiler, şimdi Ortadoğu’daki savaş bu göçün ana nedenidir. Sudan, Somali ve şimdi de Suriyeliler göç etmek zorunda kalıyorlar. Savaş ve zorunlu göçlerin maliyeti göçmen – mülteci kabul eden ülkeler için yüksektir. Ancak asıl göç veren ülkelere çok daha büyük maliyetler yüklemektedir.

Belçika Devlet (E) Bakanı Emir Kır Terörden etkilenen bir ülkenin temsilcisi olarak sizlere hitap ediyorum. Dünyanın çeşitli ülkelerinde ulusal çapta terörizmden etkilendik ancak terörizm uluslararasıdır. Şimdi demokratik haklarımız terörizm ile risk altındadır. Bu nedenle uluslararası toplumlar olarak bir arada olmak uluslararası terörle etkili bir mücadele şeklidir. Belçika’da neden saldırı oldu? Pek çok soru var. Kurulan soruşturma komisyonu bunu araştırıyor. Terör küresel bir eylemdir. Terörle mücadele hem Avrupa ve hem de dünya gelinde olmalıdır. Mücadelemiz hem askeri hem de güvenlik kuvvetleri ile önleyici önlemler şeklinde olmalıdır. Ama esas risk koruyucu önlemlerin arttırılmasıdır. Türkiye terörle mücadelede büyük deneyim kazandı ve bu nedenle çok büyük güvenlik önlemleri aldı. Ancak yinede terör bir şekilde kendini gösterdi. Dini ideolojinin çarpıtılması terörü Ortadoğu’da yeniden hortlattı. Terörle mücadeleden kaçamayız. Suç örgütleri çökertilmelidir. Uluslararası bir koalisyon kurulmalıdır. Askeri operasyonlar sona ermelidir

Sırbistan Müftüsü Muhammed Jusuf Spahic Müftü; Herkes Allah’ a aittir. Bizim Musamız, İsamız, Muhammedimiz var, bunlardan başka sözde dini liderlere tapmamalıyız. Terörizm korkuya yol açar, ama bu gerçek korku değildir. Gerçek korku “Tanrı” korkusudur. Suriye’den gelen insanlar “Mülteci” değildir. Onların kendi evleri var, kendi vatanları var ama onlar kendi yurtlarından zorla sürüldüler. Bu bir “Etnik” ve “Dini” temizliktir. Bugün de tarihte gördüğümüz mücadelelerin acı hikayelerinin aynısını görüyoruz. Hz. Musa’nın Firavun’ la mücadelesinin hikayesi, Hz. İbrahim’in Nemrut’la mücadelesinin hikayesi ve Son Peygamber Hz. Muhammet’in Kavmiyetçiler ile mücadelesinin hikayesine benzer mücadeleleri maalesef yaşıyoruz.

Türk Süryani Kadim-Ortodoks- Cemaati Ruhani Reisi Yusuf Çetin Türkiye’deki ve Suriye’de ki Süryaniler “GÖÇ” nedeni ile yok olmak tehlikesi altındadırlar. Bu bölgede yaşayan Süryaniler en çok sıkıntı çeken topluluk olmuştur. Suriye Süryanileri çok acı çekmektedirler. Göç eden Süryaniler İstanbul merkezimize sığınmıştır. Bu Süryanilere biz yarım etmeye çalışıyoruz. Başbakan Ahmet Davutoğlu bize her türlü desteği sağladı. Hiçbir din ve mezhep ayrımı yapmadan bütün mültecilere yardım etmeliyiz. Savaş ve terör din, milliyet, mezhep, tanımıyor. Oysa bizim ilahi dinlerimizin içinde pek çok ortak değerimiz vardır. Bu ortak değerlerimizi insanlığın ortak sorunları için kullanmalıyız. İlahi dinlerin temelinde “SEVGİ” vardır. Semavi din mensupları kardeşçe işbirliği yaparak beraberce “Barış” ve “Huzur” içinde yaşamalıdır diyerek sözlerine son verdi.

Romen Senatör-Sosyal Demokrat Parti Ulusal Konsey Başkanı Mihal Fifor Terörizm Dünya’nın her yerinde görülüyor. Çok yakın zamanda Brüksel’de Paris’te ve Lahor’da olduğu gibi. Terörizm ve çatışmalardan kaçan insanlar da mülteci konumuna düşüyorlar. Türkiye “Göç” ve “Mülteci” Krizini çözmede çok başarılı oldu. Romanya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraftır. Avrupa’daki Mülteci Sorununu çözmek için Suriye’deki sorunu çözmeliyiz. Suriye halkı özgürlüklerini kaybetti. Avrupa Birliği vatandaşları da bu Suriye ve diğer Orta-Doğu ülkelerinden kaynaklanan yasadışı göç nedeniyle “SERBEST DOLAŞIM” Haklarının tehlikede olduğunu görmeye başladılar.

Bosna-Hersek Federasyonu Yerinden Edinmiş Kişiler Ve Mülteciler Bakanı Edin Ramic Bosna Savaşını sona erdiren DAYTON BARIŞ ANLAŞMASI’nın 7. Maddesinde “Göçmen” ve “Mülteci”lerin haklarını koruyan hükümler bulunmaktadır. Halen 2,2 milyon göçmen Boşnak evlerine dönememektedirler. Resmi rakamlara göre 1 milyon Boşnak Bosna-Hersek dışında yaşamaktadırlar. Toplam Boşnak göçmen sayısı 2 milyonu bulmuştur. Bunlar savaştan sonra Bosna-Hersek’ e geri dönmemişlerdir. Eğer ülkelerine geri dönerlerse Bosna’ da ekonomik gelişme artacaktır. Bugün Bosna’nın nüfusu 4 milyondur. Nüfusun yarısı kadar Boşnak ülke dışında yaşamaktadırlar. Bu ekonomik potansiyelden yararlanılmalıdır. Bosna’ da savaş sırasında dış göçün yanı sıra iç göç te yaşanmıştır.

Gagavuz Özerk Bölgesi Eski Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal Dünyada küresel sorunlar yaşıyoruz. Bunların başında petrol fiyatlarının aniden aşırı düşmesi, Uluslararası Terörizm ve Göç sorunları geliyor. Avrasya Bölgesinin en büyük 2 ülkesi olan Rusya ve Türkiye arasında kriz çıkması Gagavuzya ve Moldovya gibi küçük ülkeleri çok olumsuz bir şekilde etkiliyor. Gagavuzya coğrafi olarak küçük, nüfusu az, ekonomisi zayıf ve doğal kaynakları da çok kıt olan bir ülkedir. Kendisini besleyebilmek için Dünya ekonomisi ile entegre olması gerekmektedir. Bu yüzden Gagavuzya Moldovya Cumhuriyeti ile böyle bir ilişki içerindedir. Ayrıca Gagavuzya olarak 20 yıl önce de Türkiye ile entegre olduk. Biz Gagavuzya olarak tam bağımsız da olabilirdik Ancak Moldovya içerinde özerk kalmamızın bizim için daha iyi olacağına düşündük. Gagavuzya olarak özerkliğe karar verirken, Göç’ün etkilerini de iyice araştırdık. Gücümüzü ve potansiyelimizi dikkate alarak özerkliğe karar verdik Gagavuzya birçok yerel ve uluslararası tehditlerle karşı karşıyadır ancak güçlü olursak bu tehditlere karşı koyabiliriz.

Hollandalı Senatör- Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamble Onursal Başkanı Rene Van Der Linden Duraklayan batı ekonomisi, enerji, su sorunları, iklim değişikliği, yüksek işsizlik oranları ve ZORUNLU GÖÇ bugün küresel sorunlarımızdır diye sözlerine başladı. Bu sorunları çözmemiz için uluslararası işbirliği yapmalıyız. 2015 de Dünya çapında 2 çok önemli ve müspet olay oldu. 1) BM Sürdürülebilir Döngüsel Ekonomik Kalkınma Konferansı, 2) BM İklim Değişikliği Anlaşması. 2050 yılında Dünya nüfusu 9,5 milyar kişiye ulaşacak ve gıda ihtiyacı da 2 katına çıkacaktır. DÖNGÜSEL EKONOMİ çok önemli, Döngüsel Ekonomi prensiplerinin uygulanması ile 2 milyon kişiye ek iş ve kaynak kullanım verimliliğinde % 30 artış sağlanacaktır.

Türkiye Süryanileri Katolik Patrik Vekili Mgr Yusuf Sağ Sözlerine salonda bulunan değişik din ve mezheplere mahsup bütün din adamlarına kardeşim diyerek başladı. Küresel sorunların “GÖÇ”, “ÇEVRE” ve “TERÖR” olduğunu belirtti. Ben “Çevre’ den” başlayacağım çünkü Çevre’ ye önem vermezsek gelecekte çok büyük sorunlarla karşılaşacağız. Böyle giderse “Toprak Ana”, “Su” ve “Hava” Baba ölecekler. Bugün “Terör” ü sonlandırabiliriz. Ama “Ana” ve “Baba” ölünce çocuk olamaz. Havayı, suyu, toprağı Allah mı, Melekler mi kirletiyor? Dünyada 1 yılda 1 trilyon 700 milyar dolar sırf SİLAHLANMAYA harcanıyor. Dünyada 450 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Silahlanmaya 1,7 trilyon dolar harcanıyor da niye ÇEVRE SORUNLARI’na 200 milyon dolar harcanmıyor? DİNLERARASI DİYALOG ve İŞBİRLİĞİ sağlanmazsa uluslararası terör hiçbir zaman bitmez. Bugün savaşı teşvik eden din adamları var. Ben TEVRAT ve KURAN’ ı okudum. Hiçbiri başka insanları ve dinleri yok saymıyor. Bütün kutsal kitaplar bütün insanlığı kapsıyor. Kimseyi ötekileştirmiyor. İnanları da inanmayanları da kardeş sayar. İnsanlar birbirlerine düşman olmamalı.


thumbnail
10 Nisan 2015 Cuma

18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin 7 Nisan 2015 günü başlayan çalışmaları 9 Nisan 2015 günü nihayete erdi. 3 günde 9 ayrı toplantının yapıldığı 18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ekonomi, enerji ve iletişim teknolojilerinin yanı sıra demokrasinin ekonomiyle ilgisi ve insanlığın nereye gittiği özel oturumlarda gerçekleşti.

Daha fazlasını okuyun

18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin 7 Nisan 2015 günü başlayan çalışmaları 9 Nisan 2015 günü nihayete erdi.

3 günde 9 ayrı toplantının yapıldığı 18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ekonomi, enerji ve iletişim teknolojilerinin yanı sıra demokrasinin ekonomiyle ilgisi ve insanlığın nereye gittiği özel oturumlarda gerçekleşti.

44 ülkenin katıldığı 18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Karadağ, Makedonya, Bosna – Hersek Cumhurbaşkanı düzeyinde temsil edildi.

Azerbaycan ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile 18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne katıldı.

3 Cumhurbaşkanı nın yanı sıra Arnavutluk, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Letonya, Romanya, Moğolistan, Slovenya, Moldova Eski Cumhurbaşkanları ile 24 Bakanın hazır bulunduğu Zirve’nin Kapanış Oturumunda Eski Cumhurbaşkanları ile Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı’nın Gül’ün de aralarında bulunduğu Cumhurbaşkanları insanlığın nereye gittiğini tartıştılar.

Diyaloğun öneminin vurgulandığı 18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde katılımcılar ısrarla ve özenle istikrarın önemine, barışın evrensel niteliklerine ve Birleşmiş Milletler Milenyum çağrılarına dikkat çektiler.

Bölgemizde yaşanan ihtilafların çözümünün diyalogla çözülebileceğini de vurgulayan katılımcılar, ülkelerin içişlerine karışılmamasının önemini de gündeme getirdiler.

Enerji alanında TANAP ve TAP projelerine ait geniş açıklamaların yapıldığı 18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde projenin gerçekleşmesi için gerçekleştirilecek 1800 kilometrelik boru hattının önemini gündeme getirdiler. Özellikle de flora ve eski eserlerin koruması ve deniz altından geçecek boru hatlarının uzunluğuna da dikkat çeken konuşmacılar, bu projelerin yalnız ekonomi ve yalnız enerji hattı olarak değerlendirilmemesini, bir istikrar ve demokrasi projesi olarak ele alınması gerekliliğinin üzerinde durdular.

TANAP’ın enerjinin silah olarak kullanılmasının önüne geçeceğini ifade eden katılımcılar İpek Yolu projesinin önemini de ortaya koyarlarken dün kervanların gerçekleştirdiği basit kumaş ticaretinin yerini bugün enerji hatlarının, iletişim teknoloji ağlarının Pekin’den Çin’e uzanan bir barış felsefesi oluşturduğunu vurguladılar.

Enerji ve telekomünikasyonun önemi kadar, kültürel ve sosyal boyutuyla da ele alınan İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nın bir istikrar ve refah projesi olduğuna katılımcılar da dikkat çektiler.

Açılışı İHKİB’in öncülüğünde tasarımcı NEJ tarafından tertiplenen Moda Defilesi ile başlayan 18. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin kültürel boyutları çerçevesinde Türkiye Jokey Kulübü de bir At Yarışı müsabakası tertiplendi. Avrasya Ekonomi Zirveleri Kupası Koşusu adlı bu yarışı kazanan Jokeye Kupa’yı Karadağ Cumhurbaşkanı Filip Vujanovic sundu.

18. Avrasya Ekonomi Zirvesi münasebetiyle, Azerbaycan Ulaştırma Bakanlığı’nın bastırdığı posta pulları da Zirve katılımcılarına dağıtıldı

18. Avrasya Ekonomi Zirvesi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ve UNESCO Genel Direktörü İrina Bokova'nın mesajlarının okunması ile başladı.

Açılışı Dr. Akkan SUVER tarafından yapılan Zirve'de Gökhan Murat KALSIN "İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yrd. (İTO)", Temel KOTİL "Türk Hava Yolları Genel Müdürü",Traian CHEBELEU "Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekr. Yrd. (BSEC)-Büyükelçi",Prof. Dr. Erman TUNCER "İstanbul Büyükşehir Belediye’si adına" Vasip ŞAHİN"İstanbul Valisi" söz aldılar.

Konuk konuşmacı Dr. Erhard BUSEK "Eski Avusturya Şansölyesi, Viyana Ekonomi Forumu Başkanı" dinlendikten sonra, Marinko CAVARA "Bosna - Hersek Federasyonu Cumhurbaşkanı",Gjorge IVANOV "Makedonya Cumhurbaşkanı", Filip VUJANOVIC "Karadağ Cumhurbaşkanı" konuştular. Daha sonra Büyükelçi Dagva TSAKHILGAN "Dünya Moğol Konvansiyonu Genel Sekreteri " Moğolistan Cumhurbaşkanı'nın Dr. Akkan Suver'e yazdığı tebrik mektubunu okudu. Bilahare ON YILINI İDRAK EDEN ÜYELERİMİZE ONUR MADALYASI TÖRENİNE geçildi.

Karadağ Cumhurbaşkanı Filip Vujanovıc, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Bosna Hersek Federasyon Cumhurbaşkanı Marinko Cavara, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Prof. Dr. Ali Hasanov ve Eski Cumhurbaşkanları adına Romanya eski Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, Natıq Aliyev, Dr. Elena Kırtcheva, Jusuf Kalemperovıc, Turan Sarıgülle, Dr. Erhard Busek, Cafer Okray, Nezihe Timur, Asuman Dayı, Bensiyon Pinto, Mithat Yümlü'ye Madalyaları'nı Beratları ile birlikte verdiler.

İpek Yolu: Ekonomi, Enerji, İletişim Teknolojileri Oturumu'nda ilk sözü Azerbaycan Enerji Bakanı Natıq Aliyev aldı. Onu sırasıyla; Hukum Khan Habıbı "Afganistan Ekonomi Bakanı", Vujica Lazovıc "Karadağ Başbakan Yardımcısı" Jerry Naumoff"Makedonya Dış Yatırımlardan Sorumlu Devlet Bakanı, Steven Chebrot "Uganda Ulaştırma Bakanı", Dr. Erhard Busek "Eski Avusturya Şansölyesi, Viyana Ekonomik Forumu Başkanı" Prof. Dr. Wang Yıweı"Çin Renmin Üniversitesi Uluslar İlişkiler Enstitüsü - Profesör", Chakiev Maksat "Kırgızistan Bilim Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı", Zaur Hasanov "Azerbaycan Avrasya Uluslararası Süper Enformasyon Yolu Prj. Drt."Vitalyi Kürkçü "Gagauzya Ekonomik Kalkınma Bakanı", Natalia Nikandraya "Belarus Yatırım ve Özellş. Milli Ajansı Başkanı (Heyet Başkanı)" Oğuzhan Yıldız "Renault Türkiye CIO’su" Serhan Süzer "EKO Grup Yönetim Kurulu Başkanı",Yu Hongyang "Çin Halk Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi", George Cıamba "Dış işleri Bakan Yardımcısı", Abzal Saparbekuly "Türk Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı", Jan Mladek "Çek Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Bakanı", Hikmet Tanrıverdi, "İstanbul Hazır Giyim ve Konf. İhr. Birliği (İHKİB) Başkanı" Selim Belortaja"Arnavutluk Dış işleri Bakan Yardımcısı" söz aldılar.

Ekonomi - Demokrasi İlişkisi - "Toplumsal Eşitsizlik" toplantısı Müzik dinletisi ile başladı.

Müjgan Suver'in "Marmara Grubu Vakfı - AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı" açılış yaptığı toplantı, Prof.Dr. Emre Alkin "İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Prof. Dr. Nilüfer Narlı "Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi" ile Elizabeth Filippouli "Global Thinkers Kurucu Başkanı" sunumları ile başladı.

Uluslararası Gündemde "Eşitsizlik" Konusunu Ve Sosyo - Ekonomik Eşitsizlikler - Cinsiyet Eşitsizliği - Ayrımcılık temasını Numan Özcan "ILO Türkiye Ofisi Direktörü" Pınar İlkkaracan "Kadının İnsan Hakları Derneği Başkanı", Prof.Dr. Danica Purg "Slovenya Bled Okulu Başkanı", Prof. Dr. Gulazat Tuerxun "Şincan Üniversitesi - Çin Halk Cumhuriyeti" ve Han Feng "Çin Sosyal Bilimler Akademisi Uluslararası Stratejisi Ulusal Enstitüsü Müdür Yardımcısı" konuştular.

(2015 Sonrası İçin Nasıl Bir Gelecek İstiyoruz?) konusunu ise Gönül Karahanoğlu "Ka-Der Genel Başkanı" Halime Güner "Uçan Süpürge Derneği Başkanı - Ankara", Mustafa Paçal "Sendikacı - Ankara",Av. Nazan Moroğlu "İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü - İstanbul, Av. Turan Hançerli "Türkiye Sakatlar Derneği Hukuk İşl. Sor. Bşk. Yrd. - İstanbul", Sanem Oktar Öğüt"Kagider Yönetim Kurulu Üyesi" tartıştılar.

Barışa Giden Yol toplantısı 9 Nisan 2015 günü Akkan Suver'in moderatörlüğünde yapıldı.

Patrik Bartholomeos "Ekümenik Patrik", Muhamed Jusufspahic "Sırp Müftüsü", Yusuf Çetin, "Türk Süryani Kadim Cemaati Ruhani Reisi", Sanja Vlahovıc "Karadağ Bilim Bakanı", Mihail Formuzal "Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi Başkanı", Joelle Garriaud-Maylam "Senatör - Fransa Senatosu Üyesi" Radim Fıala "Çek Cumhuriyet Temsilciler Meclisi Üyesi, Milletvekili", Prof.Dr. Danica Purg "Bled Okulu Başkanı - Slovenya", Iulian Chıfu "Romanya CPEW Başkanı", Prof. Dr. Wang Yıweı "Çin Renmin Üniversitesi Uluslar İlişkiler Enstitüsü - Profesör" Prenses Letizia Reuss "Alman Habsburg Kraliyet Ailesi Üyesi" Teodor Melescanu "Romanya Dışişleri (Eski) Bakanı"Werner Fasslabend "Avusturya Savunma (Eski) Bakanı" Emir Kır "Saint-Josse-ten-Noode Belediye Başkanı - Belçika Devlet (Eski) Bakanı" Enver Hoxhaj "Kosova Dış İsleri (Eski) Bakanı" Furkan Cako "Makedonya Dış Yatırımlar Bakanı" Prof. Grzegorz W. Kolodko"Polonya Başbakan (Eski) Yardımcısı" Prof. Agni Vlavianos Arvanıtıs "Yunanistan Biopolitika Uluslararası Organizasyonu Başkanı" Rene Van Der Lınden "Hollandalı Senatör - Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Onursal Başkanı" Zahari ZAHARİYEV "Slavyani Vakfı Başkanı" Foteini Pıpılı "Yunanistan Parlamentosu (Eski) Üyesi" Mahir Yağcılar "Kosova Devlet Bakanı" Ionut Vulpescu "Romanya Kültür Bakanı" Jusuf Kalamperovıc 'Karadağ İç işleri (Eski) Bakanı' Damir Masic 'Bosna – Hersek Milletvekili' söz aldılar.

Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (2007-2014) tarafından Konuk Cumhurbaşkanları Onuruna 9 Nisan 2015 günü Zirve'de bir Öğle Yemeği verildi.

Akil İnsanlar Oturumunda İnsanlık Nereye Gidiyor? konusu Dr. Akkan Suver'in moderatörlüğünde ele alındı.

Türkiye 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün konuşmasıyla başlayan Oturumunda sırasıyla;

Filip Vujanovıc "Karadağ Cumhurbaşkanı", Gjorge IVANOV Makedonya Cumhurbaşkanı, Marinko CAVARA "Bosna - Hersek Federasyon Cumhurbaşkanı", Bamir Topı "Arnavutluk Cumhurbaşkanı (2007 – 2012)", Petar Stoyanov "Bulgaristan Cumhurbaşkanı (1997 – 2002)", Vaclav Klaus "Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (2003 – 2013)", Valdis Zatlers "Letonya Cumhurbaşkanı (2007 – 2011)", Punsalmaa Ochırbat "Moğolistan Cumhurbaşkanı (1990 – 1997)", Petru Lucınschı, "Moldova Cumhurbaşkanı (1997 –2001)", Emil Constantınescu "Romanya Cumhurbaşkanı (1996 – 2000)", Danilo Türk "Slovenya Cumhurbaşkanı (2007 – 2012)" söz aldılar.

Aile fotoğrafının çekimi ile18. Avrasya Ekonomi Zirvesi sona erdi.

18. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ'NDE 4 ÜLKE İLE İŞADAMLARI BULUŞTULAR

18. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmaları çercevesinde Marmara Grubu Vakfı adına tertiplenen toplantıları KOBİ EFOR DERGİSİ tertipledi. Yalçın Sönmez'in yönetiminde yapılan bu toplantılarda TÜRKİYE-BELARUS, TÜRKİYE-BOSNA-HERSEK, TÜRKİYE- KARADAĞ, TÜRKİYE-MAKEDONYA iş görüşmeleri sivil toplum kimliğiyle gerçekleştirildi.

Belarus Heyetine toplantılarda Nataila Nikandrava başkanlık etti.

Bosna Hersek Heyetine ise, Bosna Hersek Federayon Cumhurbaşkanı Marinco Cavara başkanlık etti.

Karadağ Heyetine Cumhurbaşkanı Filip Vujanovic başkanlık etti.

Makedonya Heyetine Gjorge Ivanov başkanlık etti.

Toplantılarda verimli sonuçların yanı sıra işbirliği ve anlaşmalar ortaya çıktı.

SPONSORLARIN BÜYÜK BAŞARISI

Gene Renault Mais Grubu'nun tertiplediği yemekte yanyana gelen Cumhurbaşkanları Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aybar'a Renault Mais hakkında aldıklarıverimli bilgilerden dolayı teşekkür ettiler.

Aksoy Grup Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aksoy'da Zirve'de Azerbaycan İletişim Teknolojileri Bakanı Ali Abbasov ile önemli görüşmelerde bulundu.

EKO Grup Yönetim Kurulu Başkanı Serhan Süzer yaptığı sunumda çizdiği yol haritasıyla misafir Bakanların yüksek seviyede ilgisini çekti.

Marmara Grubu Vakfı'nın sponsorlarından Dilek Terimer'in (HALLEY Duvar Kağıtları) Zirvenin ikinci günü tertiplenen yemekte yaptığı konuşmada dikkat çekici bir sunum olarak davetliler tarafından değerlendirildi.

YÜKSEK KATKILARINDAN DOLAYI


thumbnail
10 Şubat 2014 Pazartesi

Abdullah Gül ve İlham Aliyev'in mesajlarıyla 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmalarına başladı.

Daha fazlasını okuyun

Kobi-Efor Dergisi Avrasya Ekonomi Zirvesi Haberi

Abdullah Gül ve İlham Aliyev'in mesajlarıyla 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmalarına başladı.

İPEKYOLU'NUN ÖNEMİ, DİYALOĞUN BARIŞA GEREKLİLİĞİ, BİLGİ TEKNOLOJİLERİYLE BİRLİKTE KONUŞULDU

Marmara Grubu Vakfı'nın 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün mesajının Şamil Ayrım tarafından okunması ile başladı.

Mesajında; '' Zirvenin her sene gerçekleşen üst düzey katılımla rüştünü ispat ettiğini ve uluslararası görünürlüğünü her geçen yıl pekiştirdiğini memnuniyetle müşahede ediyorum. Bu vesileyle zirveye katılan Cumhurbaşkanlarını, Başbakanları, Bakanları, Milletvekillerini, iş, bilim ve akademi dünyası ile sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcilerini ve tüm seçkin misafirleri en kalbi duygularımla selamlıyorum'' diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mesajında şu ifadelere yer verdi: '' Zirve’de bu sene de, ekonomiden enerjiye, bilişimden uluslararası ilişkilere kadar uzanan geniş yelpazede farklı alan ve disiplinleri ihata eden bir yaklaşımla çok sayıda konunun ele alınacağını öğrendim. Karşı karşıya olduğumuz ve Zirvenin değerli katılımcılarının ele alacakları küresel meseleler, tüm katılımcıların bir masa etrafında bir araya gelmelerini ve meseleleri en geniş şekilde ve serbestçe tartışmalarını icap ettirmektedir. Bu bakımdan, Zirvede oluşacak verimli müzakere ortamının ve ortak aklın işletilmesiyle ortaya çıkacak görüş ve önerilerin Avrasya bölgesi halklarının ve tüm insanlığın refah ve huzuru için yol gösterici olmasını temenni eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.''

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in de mesajını, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Siyasi İşler Dairesi Başkanı Prof. Dr. Ali Hasanov sundu.

UNESCO Genel Sekreteri Büyükelçi İrina Bokova'nın barkovizyon aracılığıyla misafirlere hitap etmesinden sonra çalışmalarına başlayan 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde Başkanlık Divanı’nı Dünya Odalar Birliği Onursal Başkanı Rona Yırcalı, Azerbaycan Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanı Ali Abbasov, Yunanistan Dışişleri E. Bakanı ve Milletvekili Dora Bakoyannis, İtalya E. Başbakanı ve Senatör Lamberto Dini ve Afganistan Ekonomi Bakanı Abdulhadi Arghandiwal’dan oluştu.

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, vakıf olarak 17 yıldır Türk Özel Sektörünün desteğiyle Türkiye’yi anlatmaya devam ettiklerini belirterek, 17 yıl içinde çok sayıda cumhurbaşkanı, başbakan ve parlamenteri dünyanın dört bir yanından Türkiye’ye davet ettiklerini söyledi. Suver, 52 ülkenin zirveye katıldığını kaydetti.

Dr. Akkan Suver dünyanın 2013’te yüzde 2.9 büyürken, Avrupa ülkelerinin 0.4 küçüldüğünü belirterek, bölgenin bu yıl toparlanıp yüzde 1 büyüme hızını yakalamasının beklendiğini söyledi. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Hikmet Tanrıverdi, Türkiye’nin en büyük markası İstanbul’a değer katan pek çok projede hazır giyim sektörünün görüldüğünü belirtti. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği(İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, Marmara Grubu Vakfı’nın 17 yıldır düzenlediği Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin 52 ülkenin üst düzey yöneticisi ve parlamenterini ağırlamasının, Türkiye’yi tanıtmak anlamında büyük bir önem taşıdığını belirtti. Marmara Grubu Vakfı (MGV) tarafından düzenlenen Avrasya Ekonomi Zirvesi, İHKİB’in düzenlediği Gala Gecesi ile başladı. Gecede konuşan İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, “Zirve süresince düzenlenecek toplantılarda sektörümüzün özelliklerini anlatacağız. 193 ülkeye ihracat yapıyoruz. En büyük imalatçı ve ihracatçı ülkelerden biriyiz. Bu tür toplantılarla markalarımızı dünyaya tanıtma imkanı da buluyoruz” dedi.

MÜSİAD Genel Başkan Vekili Ali Rıza Arslan da Avrasya’daki bütün işadamı organizasyonlarıyla işbirliği yapmaktan ve dünya ekonomisine değer katmaktan mutlu olacaklarını ifade etti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı İbrahim Çağlar, son 30 yılda dünya ekonomisini 3 temel kavramın şekillendirdiğini, bunların küreselleşme, değişim ve hız olduğunu söyledi. Küreselleşme ile birlikte coğrafi ve ticari sınırların eridiğini aktaran Çağlar, politikacıların kararlarını artık yerel dinamiklerle oluşturmadığının altını çizdi. Çağlar, “dünyanın ekonomik dengeleri yeniden kuruluyor, deyim yerindeyse “Güneş yeniden doğudan yükseliyor” ve tarihi İpek Yolu’nu canlandıracak projelerin ard arda hayata geçirildiğini de memnuniyetle izlemekteyiz. Dünya siyaseti, dünya ekonomisi ve küresel ilişkiler adeta Avrasya’nın uyanışına şahitlik ediyor. Türkiye, bu dinamizmin, böyle bir gücün kalbinde merkezinde yer alıyor. Biz İstanbul’u sadece bu ülkenin değil, tüm Avrasya’nın parlayan bir yıldızı olarak görüyoruz” dedi.

BEVANDA: BOSNA’NIN POTANSİYELİ UYKUDA

Bosna Hersek Başbakanı Vjekoslav Bevanda ise “Bosna Hersek’te 20 yıl önce yaşanan trajik savaş ülkemizde birçok potansiyelin kullanılamamasını beraberinde getirdi. Kapasitemiz var ama şu anda uykudalar. Biz geçiş durumunda olan bir ülkeyiz ve dolayısıyla diyaloğun ne kadar önemli olduğunu görmüş bulunuyoruz. Biz Doğudan, Batıdan, Kuzeyden ve Güneyden müttefikler ve partnerler aramak durumundayız” dedi.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ise, İstanbul’un insanlığın en güçlü, en değerli ve en önemli şehirlerinden biri olduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Ali Hasanov, Prof. Dr. Ali Abbasov ve Dr. Akkan Suver

UZAYDA İPEKYOLU

Azerbaycan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Prof. Dr. Ali Abbasov, büyük İpekyolu'nu artık sanal İpekyolu'na çevirme zamanının geldiğini belirterek, ''21. Yüzyıl'da artık bilgiyi ülkeden ülkeye taşımak ve bunu İpekyolu aracılığıyla yapmak mümkün olmalı'' dedi. Sanal İpekyolu ile ilgili bir uydu sistemi oluşturulmasının düşünüldüğünü aktaran Abbasov, ''Rusya, Türkiye, Kazakistan, Çin ve bundan bir yıl önce de Azerbaycan'ın yörüngeye oturttuğu uydu ortak olarak kullanılabilecek. İpekyolu bölgesi ile ilgili uzayda bir bilgi alanı oluşturulacak. Bu projeyle ilgili yakın iş birliği oluşturuyoruz'' diye konuştu.

YENİ TİCARET ANLAYIŞI

Azerbaycan'ın ayrıca enerji ve ulaştırma projelerini de desteklediğini anlatan Abbasov, ''Azerbaycan büyük İpekyolu sayesinde birçok ülke ile bağlantı sahibidir'' dedi. Abbasov, Azerbaycan'ın bulunduğu bölgenin bilişim teknolojileri açısından yeterince gelişmiş olmadığına işaret ederek, ''Asya Pasifik ve Batı ülkeleri bilişim teknolojileri alanında çok büyük ilerleme kaydetti ama maalesef bizde çok büyük dijital uçurum var. Bunu giderebilmek için projeler devam etmektedir'' dedi.

İNTERNET BİR YAŞAM TARZI

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, Türkiye'nin ithal ettiği cep telefonlarına yapılan ödemenin arttığının belirterek, ''Eskiden ortalama 100 dolar diye hesaplarken şimdi 300 dolara çıktı'' dedi. 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde, bilişim sektörünün artık bir yaşam tarzı haline geldiğini anlatan Acarer, ''Yaşayan insan kadar mobil abone var. Dünyada 3.5 milyar da diş fırçası var. Yani dünyada yaşayan insan sayısı kadar mobil abone var ama insanların yarısının diş fıçası yok'' dedi.

42 MİLYAR DOLARLIK PAZAR

BTK Başkanı Tayfun Acarer, Türkiye'de 2012 yılında bilişim sektörünün hacminin 42 milyar dolara ulaştığını dünyada ise 1.45 trilyon dolar olduğunu sözlerine ekledi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Büyümede aşağı yönlü riskler artmıştır. Bunu kabul etmek lazım. Daha mütevazı büyümeyle karşı karşıyayız” dedi. Marmara Grubu Vakfı’nın 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’de son gelişmeler ışığında siyasi istikrar tehdit altında mı?” sorusuyla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Şimşek, şunları söyledi:

“Kamuoyu yoklamalarına baktığınızda Türkiye’de siyasi istikrar tehlikede değil. 17 Aralık sonrasında ortaya çıkan problemleri daha çok reformla aşacağız. Türkiye daha çok şeffaflaşacak ve demokratik standartları güçlenecek. Son gelişmeleri “siyasi kriz” olarak niteleyecekseniz, bizim cevabımız, daha çok reform”.

“Biraz daha mütevazı bir büyüme sürecine girebiliriz. Küresel arka plan gelişmekte olan ekonomiler için belki eskisi kadar elverişli olmaz” değerlendirmesinde bulunan Şimşek, emtiya fiyatlarının eskisi gibi artmayacağını vurguladı ve “Bu Türkiye ekonomisinin güçlü bir şekilde lehinedir. AB resesyondaydı ama sinyaller resesyondan çıktığına ilişkin sinyallerdir. Bu da Türkiye’nin dış talebini güçlendirecek. Suriye hariç Ortadoğu ve Afrika’da nispi bir istikrar var. Bunun yansıması olumlu olacak. Küresel krizde çok hızlı çıkış yaptık. Daha mütevazi bir büyüme dönemine gireceğiz. Ne zamana kadar? Bu yapısal reformları tamamlayana kadar” dedi.

Mehmet Şimşek, kısa vadede büyümeyi yukarı çekecek faktörlerin dış talep olduğunu ifade ederek, aşağı yönlü risklerin, siyasi tedirginlik ve para politikasında sıkılaşma büyümeyi aşağı çekecek faktörler olduğunu söyledi.

2014’te yüzde 4 büyüme öngördüklerini hatırlatan Şimşek, “Bir revizyona girmedik ama aşağı yönlü riskler artmıştır. Daha mütevazi büyüme ile karşı karşıyayız” dedi.

Bakan Şimşek, para politikasında sıkılaştırmanın söz konusu olduğunu, Merkez Bankası’nın faizi ciddi şekilde artırdığını hatırlatarak, “Bunun büyümeye yansıması olabilir. Ama piyasada faizler zaten artmıştı. Türkiye’de cari açık oldukça yüksek ve mutlaka aşağı çekilmesi lazım. Son yıllarda cari açık Türkiye’de yüksek bir patikaya oturdu” diye konuştu.

KOBİ’lerde çok sorun yok

Konuşmasında kur hareketlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, “Değişik kesimler nasıl etkilendi? Net döviz pozisyonuna baktığımızda, bankacılıkta en ufak bir sorun yok. Pozisyonu başa baştır. İniş çıkışlar sektörü doğrudan olumsuz etkilemeyecektir. Ama reel sektörün çok ciddi döviz pozisyon açığı var. 170 milyar dolar civarında, bunun 17 milyar doları 12 aylık vadeye sahip. Reel sektörün döviz pozisyon açığı araştırmasını yaptık. KOBİ’lerin net döviz pozisyon açığı çok büyük değil. Esas halka açık ve büyük şirketlerin açık pozisyonu var. Büyük şirketlerin de ihracatları ve vadenin uzunluğu dikkate alındığında, doğal bir sigorta söz konusu. Hane halkının çok ciddi bir döviz ve altın fazlası var. Hane halkının bilançosu olumsuz etkilenmeyecek” şeklinde özetledi.

Son aylarda, Türk şirketlerinin döviz talebinin arttığını bildiren Şimşek, şunları kaydetti:

“Aslında net olarak yabancı çıkışı yoktur. Ne bonodan, ne tahvilden, ne hisse senedinden… İlginç şekilde Türk vatandaşlarının ve şirketlerin döviz talebi arttı. Bu biraz siyasi belirsizlikle ilgili. Mart itibariyle bu belirsizlikler kalkacak, siyasi istikrar devam edecek. Biz bu şokun kalıcı olmayacağı, hızlı bir şekilde toparlanmanın mümkün olduğu kanısındayız”.

Türkiye, dinamizmin kalbinde

Zirve’de konuşan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İnsan Ticareti’ni önleme noktasında dünyanın yerel ve küresel eylem planlarıyla sorunlara çözüm aradığını belirtti. Müezzinoğlu, dünya üzerinde 6.5 milyar insanın sosyal adaletin olmadığı bir zeminde, yaşam kriterleri açısından son derece orantısız koşullarda yaşadığını dile getirdi. İTO Başkanı İbrahim Çağlar, dünya siyaseti, dünya ekonomisi ve küresel ilişkilerin Avrasya’nın uyanışına şahitlik ettiğini belirterek, “Türkiye, bu dinamizmin, böyle bir gücün kalbinde merkezinde yer alıyor. Küreselleşme, değişim ve hız olguları sayısız fırsatı önümüze sunuyor” dedi.

17. Avrasya Ekonomi Zirvesi İHKİB'in öncülüğünde tertiplenen Özlem Kaya Defilesiyle açıldı. Resimde Açılış sonrası Dr. Akkan Suver'in Özlem Kaya ve ekibine teşekkürlerini (yukarıda) ve İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi'ye Vakfın Anı hediyesini sunarken (aşağıda) sunarken görmektesiniz.

Marmara Grubu Vakfı, Macaristan Girişim Vakfı ve Sırbistan Sürdürülebilir Kalkınma ve Uluslararası İlişkiler Merkezi ile Partnerlik Anlaşmaları imzaladı.

Marmara Grubu Vakfı, 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmaları çercevesinde Sırbistan'ın Sürdürülebilir Kalkınma ve Uluslararası İlişkiler Merkezi ve Macaristan'ın Macaristan Grişim Vakfı ile Partnerlik Anlaşmaları imzaladı. İmza Töreninde Macaristan adına Kalkınma eski Bakanı Tamas Fellegi, Sırbistan adına Dışişleri eski Bakanı, Vuk Jeremic ile Dr. Akkan Suver ve Dr. Fatih Saraçoğlu hazır bulundular.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VE YEREL YÖNETİMLERDE DEĞİŞİM

Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver’in organizasyonunda gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Kalkınma ve Yerel Yönetimlerde Değişim” oturumunun sunumu Doğan Gazetecilik'ten Tijen Mergen, moderatörlüğü ise Akademisyen Prof.Dr. Ersin Kalaycıoğlu tarafından yürütüldü.

5 Şubat 2014 günü İstanbul Wow Otel Yakut A salonunda saat 14:00’te başlayıp 17:30’da biten “Sürdürülebilir Kalkınma ve Yerel Yönetimlerde Değişim” forumunun açılışında, Müjgan Suver, doğanın sunduklarını yok etmeyen bir endüstriyel kalkınma modelinin yer aldığı "bir büyük resim" özleminden bahsettiği açış konuşmasını yaptı. Ana tema konuşması ise, Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı Yüksek TemsilcisiNassir Abdullaziz Al-Nasser tarafından gerçekleştirildi.

Prof.Dr. Ersin Kalaycıoğlu'nun yönettiği birinci oturumda, Romanya'dan Prens Radu, Bulgaristan Başbakan Yardımcısı Daniela Bobeva, Bosna-Hersek Federal Bilim ve Eğitim Bakanı Damir Masic, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Dr. Hadi Solemanpour, sürdürülebilir kalkınmanın neden önemli olduğunu, kontrol edilemeyen kalkınmanın, faydalarını da yok edebileceğini hatta temel ekosistemin yıkılmasına neden olabileceğini, kendi ülkelerinde bu konuda neler yaptıklarını anlattılar. Yeni Asır Genel Yayın Yönetmeni Şebnem Bursalı, sürdürülebilir kalkınmada kadın istihdamını, kadın - erkek eşitliğinin önemini dile getirdi.

Birinci oturumun ardından, dinleyicilerin sorularına verilen açıklayıcı cevaplardan sonra, sürdürülebilir kalkınma politikalarının en önemli ilkelerinden birinin de yerellik ilkesi olduğu gerçeğinden yola çıkılarak yerel yöneticilerin konuşmacı olduğu ikinci bölüme geçildi.

İkinci bölümde, önceki dönem Belçika Devlet Bakanı, Saint-Josse-ten-Noode Belediye Başkanı Emir Kır, Torino Belediye Başkan Yardımcısı Stefano Lorusso, Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu temsilcisi Dr. Sheng Sixin, Xi'an Şehri Danışma Komitesi Başkan Yardımcısı Jiang Jianchun,Prof.Dr. Ersin Kalaycıoğlu'nun moderatörlüğünde görüşlerini ve deneyimlerini bizlerle paylaştılar.

Yeni Asır Gazetesi Sürdürülebilir Kalkınma Toplantısı Haberi

YERELDEN KÜRESELE DİYALOĞUN BARIŞTAKİ ÖNEMİ

17. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin en ilgi çeken oturumlarından biri, “Yerel’den Küresel’e Diyaloğun Barıştaki Önemi” konulu toplantısıydı.

Kafkas Müslümanları Dairesi Başkanı Şeyhülislam Allahşükür Paşazade’den, Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos’a; İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran’dan, Karadağ Eski İçişleri Bakanı Kalamperovic’e; Sırbistan Müftüsü Muhammed Jusufspahic’dan, Yunan Eski Dışişleri Bakanı ve Milletvekili Dora Bakoyannis’e, Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir’den, İran Dışişleri Eski Bakanı Dr. Manouchehr Mottaki’ye kadar en üst seviyede 23 katılımcı görüşlerini sundu.

Dünya barışının diyaloğa önem verilmesiyle gerçekleşebileceğini savunan konuklar, küreselleşmede “artık benim köyüm, benim kentim, benim ülkem” söyleminden, “benim dünyam” söylemine geçmenin zorunluluğuna değindiler.

Özellikle dini temsilciler; diyaloğun yalnız din adamları tarafından değil, tüm akademisyenler, siyasetçiler, sorumlu yöneticiler ve sivil toplum örgütlerince sahiplenilmesinin gerekli olduğunu vurguladılar.

Türkiye’deki Süryani Cemaatleri temsilcileri Yusuf Çetin ve Yusuf Sağ, Türkiye Musevileri Hahambaşısı İsak Haleva, Medeniyetler İttifakı Türkiye Eşgüdüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Karlığa, Arnavutluk Prensi Leka, UNESCO Direktörü Genc Seitti ve Vatikan Ankara Büyükelçisi Antonio Lucibello duygulu konuşmalarıyla katılımcılara diyaloğun 21. Asrın en önemli ve anlamlı kelimesi olduğunu, bundan vazgeçilmesi durumunda dünyanın yaşanmaz hale dönüşeceğini belirttiler.

Marmara Grubu Vakfı, Cumhurbaşkanlar Oturumunda İstemsiz Göç-İnsan Ticareti konusu tartışıldı.

Resimde Cumhurbaşkanları Oturumu öncesi İnsan Ticareti ve İstemsiz Göçün açılış konuşmasını Fransız Senatörü Joelle Garrıaud-MAYLAM yaptı. Resimde Moğolistan eski Cumhurbaşkanı Punsalma Ochırbat, Bulgaristan eski Cumhurbaşkanı Zhelyu Zhelev, Romanya eski Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, Slovenya eski Cumhurbaşkanı Danilo Türk, Oturum Başkanı Dr. Akkan Suver, Arnavutluk eski Cumhurbaşkanı Bamir Topi, Estonya esk Cumhurbaşkanı Arnold Rüütel, Bosna Hersek Federasyonu Başkanı Zivko Budimir, Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Mihail Formuzal'ı bir arada görmektesiniz.

4 Üyemiz Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası aldı

Avrasya Ekonomi Zirvelerine olan sürekli katkılarından dolayı üyelerimiz Ertuğrul Kumcuoğlu, İbrahim Arıkan, Mustafa Karagül ve İsmail Hakkı Demirci Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası aldı.

Din adamları Zirve'de birarada

17. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmaları çercevesinde Türkiye'ye gelen Kafkas Müslimümanları Başkanı Allahşükür Paşazade beraberinde, Azerbaycan Ortodoks Kiliseleri Lideri Aleksandr Issein, Azerbaycan Katolik Kiliseleri Lideri Vladimir Fekete, Azerbaycan Musevi Cemaati Lideri Milix Yevdayev ile birlikte Patrik Bartholomeos'u ziyaret etti. Ziyarette Dr. Suver de hazır bulundu.

AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ KUPASI KOŞUSU

17. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde Türkiye Jokey Kulübü yıllardır gösterdiği yüksek dikkati bu yıl da göstermiş ve 5 Şubat 2014 akşamı Veliefendi Hipodromu'nda AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ KUPASI KOŞUSU tertiplemiştir. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ KUPASI'nı bu yıl RODOPLU isimli atıyla kazanan Veysel Kahraman'a ve Jokey Erhan Yavuz'a Kupasını Marmara Grubu Vakfı adına Romanya Veliaht Prensi Nicholas ve Şamil Ayrım birlikte vermişlerdir.

KAPANIŞ

17. Avrasya Ekonomi Zirvesi 6 Şubat 2014 günü saat 18.00'de çalışmaları nihayete erdirdi.

17. Avrasya Ekonomi Zirvesi Sonuç Bildirgesi


thumbnail
11 Nisan 2013 Perşembe

Avrupa’dan Asya’ya, Latin Amerika’dan Afrika’ya kadar 52 ülkenin yaklaşık 500 temsilci ile katıldığı 16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde “Tek Kutuplu Dünya mı, Çok Kutuplu Dünya mı?” başlığı altında ekonomik, siyasal ve ekolojik sorunlara çözüm yolları arandı

Daha fazlasını okuyun

Marmara Grubu Vakfı Tarafından 16 yıldır aralıksız sürdürülen Avrasya Ekonomi Zirvesi siyasal, ekonomik ve kültürler arası diyalog çalışmalarında Türkiye’nin aydınlık yüzünü bir defa daha dünyaya yansıttı.

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin “İHKİB” desteği ile 9 Nisan 2013 akşamı Ritz Carlton Hoteli’nde ünlü tasarımcı Gül Ağış’ın moda defilesi ve Azerbaycan’ın ünlü divası Tunzale konseri ile çalışmalarına başlayan 16. Avrasya ekonomi Zirvesi’nde; “ekonomi, enerji, sağlık, eğitim, kültür, ekoloji, bilgi teknolojileri, iletişim, savunma sanayi, güvenlik ile modernleşme ve kadın” tartışıldı.

52 ülkenin katıldığı Zirve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ve UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova’nın mesajları ile açıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mesajında aynen şu ifadeleri kullandı:

Kıymetli Misafirler,

Marmara Vakfınca, son 15 yıldır istikrarlı bir şekilde düzenlenen Avrasya Ekonomi Zirveleri önemli bir platform haline gelmiştir. Zirve’nin  başta Avrasya bölgesinden olmak üzere, Afrika ve Latin Amerika dâhil geniş bir coğrafyadan devlet adamlarını, önde gelen iş adamlarını, sivil toplum kuruluşları temsilcilerini ve yerel yöneticileri aynı çatı altında başarıyla biraraya getirdiğini görmekten memnuniyet duyuyorum.

Avrasya bölgesinde ekonomi, siyaset, enerji, sağlık, eğitim, kültür ve kalkınmada kadının rolü konularının işleneceği, yeni küresel yapıların tartışılacağı bu seneki Zirvenin de, bölgesel ve uluslararası işbirliği imkanlarının ele alınmasına yönelik yararlı bir çalışma teşkil edeceğine inanıyorum.

Küresel güç dengesinin Batı’dan Doğu’ya ve Kuzey’den Güney’e kaydığı bir konjonktürde, Avrasya coğrafyasının konumu ve gelecekte üstleneceği rolün önemi yadsınamaz. Bu bağlamda, bu yılki etkinlikte tartışılacak konuların “Tek Kutuplu Dünya mı, Çok Kutuplu Dünya mı” sorusu etrafında şekillenmesi isabetli olmuştur.

Gelişmiş piyasa ekonomilerinde yaşanan ekonomik kriz ve Arap Baharı’nın ortaya çıkardığı dinamikler, uluslararası sistemde taşların yerinden oynamasına yol açmıştır. Güvenlik, refah ve barışın bölünmez bir hale geldiği bu ortamda, uluslararası işbirliği ve dayanışma hiç olmadığı kadar önem kazanmıştır.  

Ortaya çıkan risklerin bertaraf edilmesinin ve fırsatlardan en etkin şekilde istifade edilebilmesinin anahtarı olarak bölgesel işbirliği ve sahiplenmekavramları ön plana çıkmaktadır.

Küresel düzenin yeni yapısı bu doğrultuda atılacak adımlar temelinde şekillenecek ve başarısı da bu yönde sağlanan ilerlemeye bağlı olacaktır.

Avrasya ülkelerinin de aralarında bulunduğu yeni küresel ve bölgesel aktörlerin kendilerini daha iyi ifade etmeleri ve küresel karar alma organlarında daha adil bir yapının tesisi gerekliliği tartışılmaz bir gerçektir.

Bu bağlamda Türkiye, başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere küresel yönetişim kurumlarının, küresel siyasete ve ekonomiye yön veren oluşumların çağın ihtiyaçlarına göre daha kapsayıcı ve adil bir hale getirilmeleri gerektiğini savunagelmektedir.

Bu açıdan söylemlerimiz kadar eylemlerimizin de yol gösterici olacağını biliyor ve Avrasya’daki ülkelerin uygulamalarıyla yeni küresel yapının şekillendirilmesinde önemli rol üstleneceklerine inanıyorum.

Başta konuk Devlet Başkanları olmak üzere, Zirve’ye iştirak eden tüm katılımcıları muhabbetle selamlıyor, Zirve’nin bölge halklarının refah ve mutluluğuna katkı sağlaması ümidiyle, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne; Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bujar Nishani, Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Moldova-Gagavuzya Otonom Bölgesi Governorü Mihail Formuzal, Ürdün Senato Başkanı Taher Masri, Etiyopya Meclis Başkanı Abadula Gemeda,, Gana Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kwesi Amissah-Arthur, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Prof. Dr. Ali Hasanov, Madagaskar Başbakanı Omer Beriziky ve üçü başbakan yardımcısı olmak üzere 34 Bakan katıldılar.

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde çeşitli ilklere de imza atıldı. Bu ilklerden en önemlisi, iştirakçilere plaket veya hediye yerine “Artık benim de Türkiye’de dikili bir ağacım var” sertifikasının sunulmasıydı. Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun, Marmara Grubu Vakfı’na tahsis ettiği araziye her yıl katılımcı sayısı kadar dikilecek ağaçla oluşturulacak Avrasya Ekonomi Zirveleri Korusu’nun da bu vesileyle ağaçlandırılması başladı.

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Avrupa’nın yaşadığı büyük ekonomik kriz gündeme getirildi. Ekonomik krizin boyutlarından ziyade yaptığı sosyal tahribatın önemi vurgulandı.

2020 İzmir Expo’nun adaylığının tanıtımının da yapıldığı Zirve’de, İzmir’in önemi ortaya kondu. İzmir’in adaylığı için destek istenilmesi, katılımcıların alkışlarıyla benimsendi.

2020 yılında gerçekleşecek Olimpiyatlar için başta Yunanistan’ın Dışişleri Eski Bakanı ve Milletvekili DoraBakoyannis olmak üzere 16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin katılımcıları tarafından desteklenmesi de büyük bir değer olarak benimsendi.

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Karadağ-Montenegro Devleti bir jest yaparak, Dr. Akkan Suver’in Türkiye’de yayınladığı Montenegro kitabının, kendi dillerinde de yayınlandığını açıkladı. Karadağca ve Türkçe basımı yapılan kitap Zirve’de dağıtıldı.

Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde başta Avrupa olmak üzere bütün dünyayı derinden etkileyen küresel kriz masaya yatırılırken, darboğazların aşılması için ülkeler arasındaki işbirliğine vurgu yapıldı.

 

Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin açılışında konuşan Dr. Akkan Suver şunları söyledi:

“Marmara Grubu Vakfı’nın bu yıl on altıncısını tertiplediği Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne yüksek katılımlarınızla şeref verdiniz.

On altı yıldır aralıksız olarak gerçekleşen Avrasya Ekonomi Zirveleri bugün bölge dışına taşmış Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan bir çizgiye ulaşmış bulunmaktadır.

Arnavutluk Cumhurbaşkanı Ekselans Bujar Nishani,

Makedonya Cumhurbaşkanı Ekselans Gjorge Ivanov,

Kosova Cumhurbaşkanı Ekselans Atifete Jahjaga ve

Moldova-Gagavuzya Otonom Bölgesi Başkanı Ekselans Mihail Formuzal aramızdadırlar.

Hepsini saygıyla selamlıyorum ve hoş geldiniz diyorum.

Gene Gana Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ekselans Kwesi Amissah-Arthur’u saygıyla selamlıyorum.

Aramızda bulunan Ürdün Senato Başkanı Sayın Taher Masri’yi,

Etiyopya Meclis Başkanı Sayın Abadula Gemeda’yı,

ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çiçeği selamlıyor, İstanbul’a hoş geldiniz diyorum.

Madagaskar Başbakanı Ekselans Omer Berizy’yi saygıyla selamlıyorum.

Bulgaristan Eski Cumhurbaşkanı Ekselans Petar Stoyanov’u,

yine Bulgaristan Eski Cumhurbaşkanı Ekselans Zhelyu Zhelev’i,

Estonya Eski Cumhurbaşkanı Ekselans Arnold Rüütel’i,

Kırgızistan Eski Cumhurbaşkanı Ekselans Roza Otunbayeva’yı,

Moldova Eski Cumhurbaşkanı Ekselans Petru Lucinschi’yi,

Moğolistan Eski Cumhurbaşkanı Ekselans Punsalmaa Ochirbat’ı,

Slovenya Eski Cumhurbaşkanı Danilo Turk’ü de saygıyla selamlayarak aramıza hoş geldiniz diyorum.

Ayrıca büyük bir iftiharla belirtmek isterim ki; otuz altı bakanla elli ülke bugün burada aramızdadır.

Bir sivil toplum kuruluşu için on altı yıl, aralıksız olarak gerçekleştirilebilen uluslararası bir toplantı yalnız devamlılık arz etmesi açısından dahi hayli önemli bir etkinliktir.

Onaltı yıl içinde artan bir grafik, yükselen bir katılım ise bir başka başarıdır.

Gene bu yıl ilk defa Afrika ülkeleriyle Latin Amerika ülkelerinin, yüksek seviyede aramızda yer almaları bizim varlığımızın değer ölçüsüne ayrı bir renk katmış bulunmaktadır.

Sözlerimin başında yüksek heyetinize arz ettiğim üzere bu devlet – millet işbirliği sivil inisiyatifin gücü açısından gayet önemli bir başarıdır.

Bu başarıda emek sahibi olan bütün arkadaşlarımı kutluyorum.

Meydana getirmiş bulunduğumuz bu asil gayeli yüksek Zirve, barış adına, sorumluluk adına, insanlık adına çok büyük neticeler sağlayacak olan tarihi bir olayı ortaya koyacaktır. 

Hepinizi bundan dolayı kutlayarak başarılar diliyor, saygılar sunuyorum.

Değerli Katılımcılar,

Balkanların, Kafkasların, Ortadoğu’nun ve Kuzey Afrika’nın çevresinde şekillenmekte olan statüko ve siyasi düzen içinde, sözü dinlenilir aktörlerden biri olmaya her bir ülke ayrı ayrı özen gösterirken, bizlerin sivil inisiyatif olarak milletlerarası politika sahnesinin bütünlüğünden de gözlerimizi ayırmamamız gerekmektedir.

Mevcut haliyle uluslararası sivil toplum ilişkileri, uluslararası ekonomik ilişkiler düzeyinin maalesef çok gerisindedir.

Uluslararası ekonomik ilişkilerde geçerli olan standartların sivil inisiyatifler alanında sağlanamadığını üzülerek görmekteyiz. 

Netice itibariyle gayet açıktır ki; uluslararası sivil inisiyatif düzeyi bilgi teknolojisinin yüksek gelişiminden dolayı ne kadar süreceğini kestiremeyeceğimiz bir yeniden inşa süreci içine girmiş bulunmaktadır.

Avrasya Ekonomi Zirveleri mensupları olarak bu yeniden inşa sürecine çok ciddi katkılarda bulunabileceğimize inanıyoruz. Zira çağımız sivillerin söz sahibi oldukları çağdır.

Değerli Katılımcılar,

Marmara Grubu Vakfı olarak bizler Avrasya’ya bir coğrafya olarak bakmıyoruz. Zira Avrasya yalnız coğrafyacılara göre kıtadır. Oysa temsil ettiği kıymetlerin ulaştığı sınırları çizilirse içine Amerika’yı, Afrika’yı da alan bir harita ortaya çıkar. Avrasya adını ben, bir kıymetler sistemi olarak telakki ediyorum.

İnanıyorum ki, Avrasya hem siyasi hem de ekonomik birliğine kavuştuğu gün yeni bir yaşamın kapısını aralayacaktır.

Öte yandan, Avrasya’yı dinlere, lisanlara, kara parçalarına, milletlere göre değerlendirmemiz yanlış olur. Avrasya’da bir İslam uygarlığı, bir Greko-Latin uygarlığı vardır. Yine Avrasya’da Türk kültürünün, Akdeniz kültürünün, Afrika kültürünün, Hıristiyanlığın, Almanlığın, Rusluğun, Çinliğin de payı ve hakkı vardır.

Biz buna uygarlık projesinin barışı ve refahı bölüşümü diyoruz.

Uygarlık nasıl düşünceden, sanattan, kültürden siyasetten, ekonomiden oluşan birliktelikse Avrasya da öyle bir sistemlerin ortak doktrinidir. Stratejisidir. Daha geniş bir deyimle, Avrasya kültürü geçmişten süzülerek gelen bir üründür. Çağdaş Avrasya felsefesinin varlık nedeni insandır, dolayısıyla bizim temsil ettiğimiz Avrasya bir insanlık projesidir.

İşte bunun için Afrika buradadır, Latin Amerika buradadır, Çin, İtalya ile aynı havayı Madagaskar Moğolistan’la aynı rüzgarı teneffüs etmektedir.

Gene bugün burada aynı havayı, aynı rüzgarı teneffüs eden iki hanımefendi vardır. Hanıfendinin biri Orta Asya’dan, diğeri Balkanlar’dan gelmektedir. Toplumlarımız açısından hayli önemli bu iki değerli hanımefendilerden biri Kırgısiztan’ın eski cumhurbaşkanı Sayın Roza Otumbayeva, diğeri ise Kosova’nın cumhurbaşkanı sayın Atifete Jahjaga’dır. Değerli iki Hanımefendi Cumhurbaşkanı’nı saygıyla selamlıyorum.

Başarımızın temeli bundan ibarettir.

Değerli Katılımcılar,

Yüksek heyetinize biraz da ülkem Türkiye’den söz etmek istiyorum.

Türkiye güçlü küresel boyutu olan bir ülke, bir toplumdur. Türkiye asırlardır hâlâ Rumeli dediğimiz bölge ile Avrupa’nın, bilhassa Balkanların bir parçasıdır. Arap dünyasıyla derin kültürel ve dini bağları olan ve büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkedir.

Yüzlerce yıl önce İspanya’yı terk etmek zorunda kalmış olan Musevi cemaatine kucak açmış ve sıcak bir şekilde karşılamış olan Osmanlı İmparatorluğu’nun halefidir.

Orta Asya ile dilsel ve şimdi de güçlü ekonomik bağları olan bir ülkedir.

Afrika’ya uzanan ve yatırım yapan bir ülkedir.

1950’lerdeki Kore Savaşı’na Amerika’dan sonra en büyük Birleşmiş Milletler askeri kontenjanını sağlamasından itibaren de batının güçlü bir müttefiki ve dostudur.

Gene İstanbul, bugün bir dünya metropolü olarak 2020 olimpiyatlarına taliptir.

Türkiye’nin üçüncü büyük şehri İzmir, Expo 2020’ye adaydır.

2013 itibariyle, Türk Hava Yolları diğer her hava yolundan daha fazla ülkeye uçmaktadır. Çok fazla seyahat eden biri olarak Türk Hava Yolları ile uçmanızı tavsiye edebilirim.

Dünyamız çözülmesi gereken yeni, muazzam ve küresel sorunlarla karşı karşıyadır. Enerji dar boğazında, iklim değişikliğinden, sağlam ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin tekrar sağlanmasına, dünya ticareti ve finanstan, terörizm ya da nükleer silahlanmaya karşı güvenliğe, ya da bulaşıcı hastalıkların kontrolüne kadar, çok zor sorunların çoğu güçlü bir küresel işbirliği gerektirmektedir. Bütün bunları gerçekleştireceğimiz panellerde gündeme getireceğiz.

Bu çağda artık hiçbir şey yalnızca dik başlı güçle başarılamaz ve başka toplumlara dışarıdan dayatılamaz. Gençler her yerde, hangi örneklerin mutluluk, bağımsızlık ve refahı getirebileceğini bulmak için sınırların ötesine bakıyorlar. İnanıyorum ki; hepimiz iyi örnek olmalı ve birbirlerimizi bunun için desteklemeliyiz.

Eğer yurt içinde başarılı olursak, uluslararası alanda da başarılı oluruz. Aynı şekilde, eğer kendi iç sorunlarımızı çözemezsek, dünyanın sorunlarının çözümüne nasıl yardımcı olabiliriz?

Önümüzdeki on yıl zor yıllardır. Ekonomik, siyasi, sivil toplum odaklı ya da akademik faaliyetlerimiz ne olursa olsun, çok çalışmamız gerekmektedir. Buna rağmen umuyorum ve güveniyorum ki pek çoğumuz 2023’te Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılında ileriye güvenle bakan bir yirmi birinci yüzyıl cumhuriyetini ve demokrasisini birlikte idrak edip kutlayacağız. 

Aziz misafirler,

Marmara Grubu Vakfı olarak geride bıraktığımız yıllar içinde pek çok ilke imza attık. Bu yıl da tertiplediğimiz 16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde hediye veya plaket vermeyi kaldırdık. Onun yerine Orman ve Su İşleri Sayın Bakanımız Prof.Dr. Veysel Eroğlu, lütfettiler. Bizlere bir arazi tahsis ettiler. Bu araziyi ağaçlandıracağız. Ve kendileri bugün aramıza teşrif buyurarak bizleri bu konuda bilgilendireceklerdir.

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde alacağınız “Artık Türkiye’de Benim de Bir Dikili Ağacım Var” belgesi, bakanımızın imzasıyla Zirve iştirakçilerine sunulacaktır.

İnşallah on yıl sonra Avrasya Ekonomi Zirveleri Korusu’nda kendi ağaçlarınızın altında piknik yaparak bugünleri hatırlayacağız.

Hanımefendiler, Beyefendiler,

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmalarının barış dolu günler getirmesi dileğiyle yüksek heyetinizi selamlıyorum. Hoş geldiniz.”

Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ise Zirve için gönderdiği mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Sayın Suver,

Başkanı olduğunuz Marmara Grubu tarafından 9-11 Nisan 2013 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 16. Avrasya Ekonomi Zirvesine nazik davetinizden dolayı teşekkür ederim. Daha önceden programlanmış faaliyetlerim dolayısıyla maalesef aranızda olamayacağım.

Türkiye’nin öndegelen bir sivil toplum kuruluşu olan Marmara Grubunu, uluslararası alanda ün yapmış siyasetçilerden, bürokratlardan, bilim adamlarından oluşan seçkin bir topluluğu biraraya getirmek suretiyle bölgesel ve küresel meseleleri siyasi, ekonomik, kültürel veçheleriyle kapsamlı bir şekilde ele almaya imkan verenbu örnek girişiminden dolayı kutluyorum.

Katılımcıların profili ve program gündemi incelendiğinde,küresel sorunları analitik bir yaklaşımla ele alma hedefiyle oluşturulduğu görülen bu yılki programın ekonomi, enerji, sağlık, eğitim, kültür, çevre, savunma sanayii, teknoloji, iletişim gibi konuların yanısıramodernleşme ve kadın konularını içeren geniş bir yelpazeden oluşması takdire şayandır. Küreselleşme çağında karşılaştığımız fırsatları ve sınamaları bütüncül bir yaklaşımla ele alan yaklaşımınız, etkinliğinizin 16. yılına ulaşmasının ve köklü bir gelenek haline gelmesinin nedenlerini en bariz şekilde ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin zirveye evsahipliği yapmasının, ülkemizin Avrasya’nın merkezinde yükselen güç ve uluslararası sistemin evriminden sorumlu bir paydaş olma vasfının güçlendirilmesi amacınahizmet edeceğine inanıyorum.

16. Avrasya Ekonomi Zirvesinin bölgesel ve küresel barışın tesisi doğrultusunda yeni bir beyin fırtınasına vesile olmasını umuyor, başarılarınızın devamını diliyorum.

Ahmet Davutoğlu

Dışişleri Bakanı "

Avrasya Ekonomik Zirvesi’nde konuşan Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga, Zirve’nin, problemlere ortak çözüm bulma konusunda iradelerini ortaya koyduğunu belirterek, Batı Balkan ülkelerinin sosyal ve ekonomik sistemlerini dönüştürme ihtiyacı duyduğunu kaydetti. Jahjaga, Batı Balkan ülkelerinin, dönüşüm evresinde doğru bir politikayı geliştiremeyecek olursa, ihracat ve istihdam konusunda ciddi bir kriz evresine girmeyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Jahjaga, Avrupa ülkelerindeki üçüncü piyasalara erişim için ortak iş birliğine ihtiyaç olduğunu anlatarak, “Bölgesel iş birliği ortak kalkınma için bir zemin teşkil etmektedir. Dış yatırım ve sermaye ancak ürünlerimizi rekabete açık hale getirebilir diye konuştu. Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov da dünyanın geleceğinin belirsiz olduğunu belirterek, değişimin fırsatları da beraberinde getirdiğini ve bu fırsatlardan yararlanılması gerektiğini söyledi. Ivanov, “Vatandaşlarımızın geleceği için iş birliği yapmamız gerekiyor” dedi. Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bujar Nishani ise, dünyanın farklı bir evreye girdiğini belirterek, ülkelerin kendi başlarına güvenliklerini sağlamalarının mümkün olmadığını söyledi. Nishani, “ Küresel sıkıntılara ortak çabalarla göğüs gerebiliriz. Güvenlik ve barış söz konusu olduğunda Arnavutluk kendi mütevazı katkısını her zaman sağlamış ve gerekli desteği vermiştir” dedi. Moldova-Gagavuzya Otonom Bölgesi Başkanı Mihail Formuzal da, değişen ve gelişen dünyada çok taraflı bir iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Formuzal, bu nedenle Avrasya Ekonomi Zirvesi gibi toplantıların büyük önem taşıdığını belirterek, bu toplantılar sayesinde karşılıklı işbirliği yapma ve problemleri çözme imkânı bulunduğunu kaydetti.

Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin açılışında konuşan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Avrasya coğrafyasının siyasi, ekonomik ve ticari alanlarda büyük fırsatlar ve işbirliği imkânları sunduğuna dikkat çekti. Çiçek, “Avrasya yaklaşık 25 milyon kilometrekare alanda 400 milyonu aşkın nüfusuyla 4 trilyon dolardan fazla gayri safi milli hasılaya sahiptir. Zengin beşeri ve doğal kaynaklar kullanılmayı bekliyor. Altyapı, enerji ve ulaşım sektörlerinde muazzam potansiyeller, bilimde, kültürde, eğitimde, teknolojide ve turizmde çok önemli fırsatlar var” diye konuştu.

Enerji Oturumu Sonuç Bildirgesi

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ve birbirini tamamlayan iki enerji panelinde Avrasya coğrafyasını oluşturan ve kendine özgü koşulları olan ana bölgelerdeki enerji potansiyeli, sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı.

Panellerin ilki16. Avrasya Ekonomi Zirvesi Enerji Komitesi Başkanı Necdet Pamir’in kolaylaştırıcılığında (moderatörlüğünde); Romanya Enerji Bakanı Constantin NITA,Global Resources Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet ÖĞÜTÇÜ, Bosna – Hersek Federal Enerji, Madencilik ve Sanayi Bakanı Erdal THRULJ, Romanya Hükümeti Enerji Güvenliği Özel Temsilcisi Büyükelçi Mihnea CONSTANTINESCU, Center for Strategic and International Studies (CSIS) Türkiye projesi Direktörü Dr. Bülent AliRıza,             CSIS Ulusal Enerji Güvenliği Programı Kıdemli Danışmanı Edward CHOW ve SOCAR Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Kenan Yavuz, “Genişletilmiş Hazar Denizi ve Karadeniz Bölgeleri’nde Enerji Sorunları ve Çözümleri”ni tartıştılar.

Panel, İtalya önceki Başbakanlarından LambertoDini’nin, bölgeye yönelik çerçeve konuşmasıyla açıldı. Bu panelde, dünya enerji tüketiminde petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil kaynakların % 90’a yakın ağırlığı olduğu ve bu kaynakların paylaşımı süreçlerinde, bölgedeki ülkeleri birbirine yaklaştıran ya da uzaklaştıran, işbirliği olanağı yaratan ya da çatışma potansiyeli oluşturan farklı etkenlere dikkat çekildi. Kaynakların (rezervlerin) yeterli olmasına karşın, bu kaynakların tüketicilerin kullanımına sunulabilmesi için, 2035 yılına kadar küresel ölçekteki yatırımların yaklaşık 40 trilyon dolara erişmesinin gerektiğine vurgu yapıldı. Bu ölçekteki yatırımların gerçekleşebilmesinin ise her şeyden önce, yatırım yapılması beklenen bölgelerde istikrar olmasına bağlı olduğu dile önemle getirildi.  Hazar bölgesi ve Orta Asya petrol ve doğal gazının; bir yandan üretici ülkelerin ekonomik bağımsızlığına katkı koyarken, diğer yandan da taşıma güzergahında yer alan ülkelere, gönenç ve stratejik değer getireceği ve nihayet tüketici ülkelere kaynak çeşitliliği sağlayarak, enerji güvenliklerine katkıda bulunacağı hususları öne çıkarıldı. Karadeniz’i çevreleyen kıyıdaş ülkelerin münhasır ekonomik bölgeleri konusunda anlaşmaya varmış olmalarının, Karadeniz’deki potansiyel kaynakların geliştirilmesi için çok önemli katkı sağladığına; bu çerçevede bir yandan arama ve üretim diğer yandan başta boru hatları olmak üzere çok sayıdaki taşıma projelerinin gündemde olmasının da, temelde bu istikrar unsuruna bağlandı. Milyarlarca dolarlık projelerin hayata geçmesi için ön koşulun, bölgedeki tüm aktörlerin (üretici ülkeler, transit ülkeler, tüketiciler) ortak çıkarlarını dikkate alacak çözüm yollarının geliştirilmesi hususu olarak ortaya çıktı.

İkinci panele CSIS Türkiye Projesi Direktörü Dr. Bülent AliRıza kolaylaştırıcı olarak yön verdi. İkinci panelin başlığı ise “Ortadoğu, Akdeniz ve Afrika: Enerji Sorunları ve Çözümler’’ idi. Açılış konuşmasını, Yunanistan önceki Dışişleri Bakanlarından Milletvekili Dora Bakoyannis yaptı. Konuşmasında Türk-Yunan dostluğunun ve işbirliğinin bölgedeki enerji kaynaklarının üretilip kullanılabilmesine büyük katkı sağlayacağına vurgu yaptı. Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölge anlaşmazlığına rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yapılan faaliyetlerin, AB müktesabatına uygun olarak, AB üyesi bir ülke tarafından yapılan bir işlem olduğunu söyleyerek yanıt verdi. Orta Doğu bölgesinde enerji kaynaklarının tahminlerin de üzerinde olduğu anlaşılan ve ezber bozan (gamechanger) ülkenin Irak olduğu konusunda panel katılımcıları birleştiler. Ancak bu kaynakları geliştirmenin de yalnız ve ancak ülkede tüm tarafların hukuka uygun bir çözüm içinde anlaşabilmeleri ve istikrarın sağlanmasına bağlı olduğuna vurgu yapıldı. Panelde kapsanan bir diğer ezber bozan bölge, Doğu Akdeniz’di. Son yıllarda yapılan doğal gaz keşiflerinin bölgeye yönelik ilgiyi arttırdığı, ancak burada da istikrarın sağlanabilmesinin, bölge kaynaklarının geliştirilip pazarlanabilmesi için vazgeçilmez önkoşul olduğu hususu öne çıktı. Söz konusu kaynakların pazarlanabileceği ülke olarak, hızla büyüyen enerji ve doğal gaz talebiyle Türkiye öne çıktı. Afrika, son yıllarda enerji kaynakları ile öne çıkan ve bu nedenle geniş biçimde tartışılan bir diğer bölgeydi. İkinci panelin en önemli konularından biri de gündemde ağırlıklı olan fosil kaynakların dışında, dünyanın önümüzdeki on yıllarda gereksinim duyduğu enerjiyi giderek artan oranlarda karşılayabilecek olan yenilenebilir kaynaklar ve özellikle güneş enerjisiydi. İlk yatırım maliyetleri hızla düşen bu ve benzeri (rüzgar, vb.) temiz kaynağın depolanabilmesi yönünde de devrimsel dönüşümler gerçekleştiğine dikkat çekildi. Güneş ve rüzgar gibi kaynakların, enerji tüketim karışımında (energy mix) paylarının artmasının, sadece küresel ısınmaya çare olarak değil, ülkelerin dışa bağımlılıklarını da önemli oranda azaltacak kaynaklar olduğunun özellikle altı çizildi.

 

Modernleşme ve Kadın Oturumu Sonuç Bildirgesi

16. Avrasya Ekonomi Zirvesi Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Gagavuzya cumhurbaşkanları ve altı ülkenin önceki dönem cumhurbaşkanları, Cumhurbaşkanı Eşleri, Türkiye, Etiyopya ve Ürdün Meclis Başkanları, Madagaskar Başbakanı, Bakanlar, bürokratlar, Ruhani Liderler, iş dünyasının kadın ve erkek yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin katılımıyla İstanbul Wow Otel’de gerçekleştirildi.

Sabah yapılan genel oturumdan sonra Zirve’ye, öğleden sonra yedi paralel oturumla devam edildi. Marmara Grubu Vakfı Kadın İş Dünyası Koordinatörü Müjgan Suver’in organizasyonunda gerçekleştirilen “Modernleşme ve Kadın” oturumunun başkanlıklarını; Gazeteci Tijen Mergen ve Gazeteci Nilgün Cerrahoğlu yürüttüler.  

10 Nisan 2013 günü İstanbul Wow Otel Mercan salonunda saat 14:00’te başlayıp 17:00’de biten “Modernleşme ve Kadın” forumunun açılışında, İstanbul Valisi’nin Eşi Gül Mutlu ve Müjgan Suver birer konuşmayla “Hoş geldiniz” dediler. Ana tema konuşmasını ise Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga yaptı.

Gazeteci Nilgün Cerrahoğlu’nun yönettiği birinci oturumda, Romanya Veliahtı Prenses Margarita,Arnavutluk Cumhurbaşkanı Eşi Odeta Nishani, Makedonya Cumhurbaşkanı Eşi Maja Ivanova, Türkiye Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Aşkın Asan, İsviçre İstanbul Başkonsolosu Monika Schmutz Kırgözve Kosova Başbakan Yardımcısı Mimoza Kusari Lila, “Modernleşmede Kadının Geldiği Aşama ve Deneyimleri” konusunda görüşlerini anlattılar.

Gazeteci Tijen Mergen’in yönettiği “Modernleşmede Basın, İletişim Teknolojileri, STK ve Kadın Milletvekilleri Etken mi, Edilgen mi?” oturumunda Azerbaycan Kadın Gazeteciler Birliği Başkanı Sevil Yusifova, Yeni Asır Genel Yayın Yönetmeni Şebnem Bursalı, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, Türk Kadınlar Birliği Başkanı Sema Kendirci, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık görüşlerini ve deneyimlerini bizlerle paylaştılar.  

200 katılımcının dinlediği “Modernleşme ve Kadın” oturumunda yapılan konuşmalardan yola çıkarak:

Bölgemizin gelecek perspektifine baktığımızda, önünde gelişmiş batı dünyasından farklı olarak iki sorun görüyoruz. Birincisi zihinsel dönüşümün, bilimsel düşüncenin, teknolojinin, uzlaşma kültürünün ve eşitliğin eksikliğine bağlı, tamamlanamamış geç bir modernite, ikincisi de modernitenin içinde bulunduğu sorunlardır.

Ülkemiz ve bölgemizdeki ülkeler, her ikisinin sorunlarını birlikte yaşamakta ve birlikte çözmek zorundadırlar.

Tarihsel süreç gelişen olayların nasıl bir demokrasi rejimine aktığını bize göstermiştir. Günümüzde soyso-ekonomik gelişmelerle din ve gelenek sorunları arasındaki ilişkiler, gelenekçi ve yenilikçi siyasi görüşler arasındaki çatışmalar, modernleşme sürecini günümüzde ve gelecekte zaman zaman kesintiye uğratabilir. Ancak modernleşmedeki bu ilerlemeyi durduramayacaktır; hatta onu daha da ileri götürecektir.

Modernleşme şart mı?, diyebilirsiniz.

Modernliğin dışında geri kalan, bu geriliklerinde direnen toplumların üstün ekonomi ve teknoloji güçleri tarafından nasıl sömürüldüğünü gördükçe sorunun cevabı “evet” olacaktır.

Gelişmiş ülkelerin sosyo-ekonomik, teknolojik ve kültürel değerlerine üstün değer yaratamıyorsak sorunun cevabı gene “evet” olacaktır. 

 

Kültür ve Ekolojik Diyalog Oturumu Sonuç Bildirgesi

İklim bilimi konusunun gündeme getirildiği kültür ve ekolojik diyalog oturumunda; din adamları, siyasetçiler ve akademisyenler küresel ısınmadan kaynaklanan iklim değişikliğinin ekolojik sonuçlarının her geçen gün ağırlaştığını vurguladı.

Küresel ısınmanın fosil yakıtların enerji için yakılmasının bir sonucu da olduğu aynı outumda gündeme geldi. Küresel sıcaklıkların artması durumunda, tehlikeli iklim değişikliğinin geniş çaplı çölleşme, tarım ürünlerinde çok ciddi üretim düşüşleri, doğal türlerde azalma ve kıyı bölgelerinin su altında kalması gibi sonuçları getirebileceği de belirtildi.

Bilgi toplumu olmak; “ileri teknolojiyi kullanmak, tüketmek midir, yoksa ileri teknolojileri üretebilmek midir” konusu da gündeme getirildi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle diyalog imkanlarını zorlayıp Copenhagen Kriterlerini hayata geçirmesi istendi. Bu arada Avrupa Birliği’nin bazı siyasetçilerinin söylemlerine dikkat etmesi istendi.


Cumhurbaşkanları Oturumu Sonuç Bildirgesi

 

 

Sn. Roza OTUNBAYEVA

Kırgızistan 3. Cumhurbaşkanı

Kısaca BRICS,ICOR, G8, G20,ASIE, vb. kuruluşlardan söz etti. Ekonomik, bölgesel, askeri birliklere değindi,  ideolojik ve dini farklılıkların bunların gerisinde yer aldığını belirtti.

Kendi ülkesinin eski SSCB’nin bölgesel kooperasyon birimleri ile çalıştığından söz etti. Türki Cumhuriyetlerin Shanghai İşbirliği’nin üyesi olduğunu söyledi.  Güvenliğin ve ekonomik büyümenin ortaklıkların oluşumunda öncelikli olduğunu belirtti. İşbirliklerinin 21. Yy.ın başında ivme kazandığını söyledi.

Çoklu bir yaklaşımın Kırgızistan için pek uygun olmadığını ifade etti. İdeolojik önceliklerin öne çıktığını belirtti. Rusya’nın ve ABD’nin askeri üslerinin Kırgızistan’da yer aldığına değindikten sonra ülkelerin kendilerine birer efendi seçmekte olduğunu sözlerine ekledi.

“Eskiden Soğuk savaş-(ABD - Sovyetler Birliği)- dünyayı rehin aldı. Bugün ise ABD tek kutup oluşturdu.  Şimdi uluslar arası siyesette tek kutupluluktan çok kutupluluğa bir yöneliş var. Yeni süreç yavaş da olsa başlamıştır. Alternatif güç merkezleri; BRİCS, NAFTA,….yeni düzende etkileri artan güçlerdir. Hilary Clinton, “çok kutuplu” bir dünyadan ziyade “çok partnerli” bir dünyaya doğru gidildiğinden söz etmiştir. Çin, Japonya, Hindistan, Asya ülkeleri, madencilik ve servis sektöründe ileri olan Brezilya ortaklıklar kurabilir. Çok kutuplu bir sistem mali istikrar getirebilir. Çevre, terörizm gibi ülkelerin tek başına halledemedikleri sorunlara ortak çözümler oluşturulabilir. G20 gibi konferanslar bizi çok kutupluluğa götürmektedir. “

“Bu hedeflere ulaşabilmek için kalkınmayı hedef alan, eşitlikçi bakış açısıyla, ortak bir güven gelişmesi amacıyla ortak ekonomik bir birliğe gidilirse, ‘kazan kazan’ sonucuna ulaşılabilir. Barışçıl bir dünyaya doğru işbirliği yapalım!”

Sn. Punsalmaa OCHIRBAT

Moğolistan 1. Cumhurbaşkanı

“Çok kutuplu bir dünya mı, t ek kutuplu bir dünya mı? – bunun en doğru cevabı burada bulunan kişiler! Bu toplantıya Afro-Avrasya Zirvesi de diyebiliriz! Şu anki küreselleşen dünyada çok kutuplu dünya bizim için iyi bir çözüm olabilir. Geopolitik. Enerji, sağlık, doğal kaynakların kullanımında işbirliği aktüalite kazanmakta. Ulusal, bölgesel, uluslar arası boyutlarda işbirliklerine doğru gidiliyor.”

“Doğadan şimdiye kadar  hep aldık, şimdi doğaya zarar vermeden neler yapabiliriz bunu düşünmeliyiz. Enerji kullanımı doğaya zarar verir ama enerjiden de vazgeçemeyiz. Enerjiyi nasıl çeşitlendirebileceğimizi düşünmeliyiz. Ekolojiye verilen zararları nasıl düzeltebiliriz, düşünmeliyiz.”

“Bugün her şeyin başında enerji geliyor, siyasetten bahsederken de enerjiden söz ediyoruz.  Çok kutuplu dünyanın temeli de enerji. Ekolojik bozulmada hiçbir ülke kendi başına çözüm üretemez.  Klimatik iklimsel değişimler bizi çok zora sokabilir. O durumda ekonomik sorunlar önemsiz kalabilir. Onun için ekolojik dengeyi düzeltmekten işe başlamalıyız.  Bunların skalasını ortaya koymalıyız. Devletler, hükumetler ve STK’lar bu konuda ortak bir şeyler yapabilir, on


thumbnail
10 Nisan 2012 Salı

İstanbul’da başlayan İzmir’de nihayete eren 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne 50 ülke, 13 Cumhurbaşkanı, 1 Başbakan, 1 Meclis Başkanı ve üçü Başbakan Yardımcısı 30 Bakan katıldı.

Daha fazlasını okuyun

 
İstanbul’da başlayan İzmir’de
nihayete eren 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne
50 ülke, 13 Cumhurbaşkanı, 1 Başbakan, 1 Meclis Başkanı ve üçü Başbakan Yardımcısı 30 Bakan katıldı    
 
İstanbul’da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılan Zirve’de enerji, ekoloji, ekonomi, kültürlerarası diyalog ve kadının geleceği oturumları gerçekleşti
İzmir’de ise, İzmir Ticaret Odası’nın öncülüğüyle Cumhurbaşkanları oturumu Swiss otel’de yapıldı
 
15. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ
SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI
 
“3 KITA BİR DENİZ”
 
10-11-12 Nisan 2012 günleri gerçekleşen 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi;
katılımcılarının kaleme aldıkları ortak düşünce, görüş ve taleplerinden oluşan nihai sonuç bildirgesi Marmara Grubu Vakfı tarafından yayınlandı.
 
 
         - 50 ülkenin bir araya gelmesi ile gerçekleşen 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Arnavutluk, Karadağ, Özerk Gagavuzya Bölgesi ve Makedonya Cumhurbaşkanı düzeyinde katıldı. Gene 9 eski Cumhurbaşkanı ile 1 Meclis Başkanı, 1 Başbakan, 30 Bakan ve 275 yüksek düzeyde yabancı katılımcının Zirve’de hazır bulunması, Zirve katılımcıları tarafından önemli bir katılım ölçüsü olarak kabul edildi.
 
         -15. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin ilk defa İstanbul’un dışında İzmir Ticaret Odası ile birlikte İzmir’de yapılan yüksek katılımlı bir toplantı ile nihayete erdirilmiş olması da katılımcılar tarafından büyük bir başarı olarak nitelendirildi.
 
         - 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi Azerbaycan ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev in ve UNESCO Genel Direktörü İrina Bokova’nın özel mesajlarıyla açıldı.  
 
         -Çin Halk Cumhuriyeti’nin Meclis Başkan Vekili ve 1 Bakan’dan oluşan kalabalık bir heyet ile 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne iştirak etmesi de büyük bir memnuniyet yarattı.
 
         -15. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Marmara Grubu Vakfı’nın uluslararası arenada sahip olduğu yer, gördüğü kabul ve tanınırlığı gündeme getirildi.
 
         -İZTO Başkanı ile birlikte İzmir’de Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin Bronz Yılı’nı idrak etmesini; katılımcılar, Marmara Grubu Vakfı’nın olmazı olur kılan projelere imza atmasının yeni bir örneği olarak değerlendirdiler.     
 
         -Marmara Grubu Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının gelişmiş demokrasilerin vazgeçilmezi” olan platformlar olduğu, zemin ve tartışma ortamı ile bir uygarlık özelliği taşıdığı ifade edildi. Bu zeminlerin düzgün zeminler olduğu ve herkesin istediğini korkusuz, endişesiz dile getirdiği platformlar olduğu ayrıca vurgulandı. Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin bu alanda; insanların kendilerini, ülkelerini ve dünya sorunlarını özgürce tartışabildikleri bir iletişim platformu olduğu da katılımcılar tarafından özellikle belirtildi.
 
         -Zirve’de söz alan konuşmacılar tarihi düşmanlıkları, çatışmaları bir tarafa bırakarak ülkeler arasındaki işbirliklerinin güçlendirilmesini ve dostlukların da pekiştirilmesini de istediler.
 
         -Toplantıya katılan konuşmacılar işbirliği, dayanışma içinde olunmazsa, politikalar koordine edilmezse yarın değişen güç dengelerinin içinde herkes bir tarafa doğru çekmeye kalkarsa dünya’nın ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalabileceğini gündeme getirdiler.
 
         -Enerji güvenliği’nden küresel finans krizine, uluslar arası şirketlerin davranışından terörizme, temiz su talebinden medeniyetler çatışmasına kadar birçok konuda beraber çalışmanın gerektiği vurgulandı.
 
         -Günün en önemli birinci temel meselesinin gelir dağılımı ve işsizliğin oranı olduğu ortak kanat olarak oluştu.
 
         -Ekonomik gelişme için bölgedeki bütün ülkelerin katılım ve katkısı ile kara yolu ve tren yolu bağlantıları kurarak tarihi İpek Yolu’nun mutlaka yeniden canlandırılması gündeme getirildi.
 
         -Enerji stratejilerinde yenilenebilir enerjinin, enerji portföylerin yerinin yüzde otuzlara yükseltilmesi ve nükleer enerjinin, enerji portföy yerinin de yüzde beşleri aşması öngörüldü.  
        
         -Yönetim, Kadın ve Gelecek forumu oturumunda ise, ulusal ve uluslararası işkadınları deneyimlerinden yolu çıkarak görüşlerini anlattılar. Siyasette yer alan aktüel Milletvekili ve Kadın Bakanlar parlamento içinde siyaset üstü ortak bir görüş oluşturmanın güçlükleriyle uluslar arası anlaşmaların uygulama endeksleri hakkında katılımcıları bilgilendirdiler.
 
         -First Lady’ler oturumunda, eşlerinin yanında, sahip oldukları statü ve gücü kadının güçlenmesinde etkin olarak nasıl kullandıklarını kendi ülkelerinden örnekler vererek anlattılar.
 
- Sürdürülebilir kalkınma ve barış için bölge ülkeleriyle sosyal, ekonomik ve politik iş birliklerini güçlendirmek, teşvik etmek, katkıda bulunmak amacıyla yarını arayışlar toplantılarının devam etmesine karar verildi.
 
- Yerel değerlerimizin yanında Avrupa Birliği değerlerinin de halkımız tarafından paylaşılmasını teşvik edecek yerel projelerin uygulanması temenni edildi.
 
- Türkiye ve bölge ülkelerinin kadın yöneticileri arasında network ağının genişletilmesi istendi. Siyaset sisteminin kadın erkek eşitlik politikalarını gerçekleştirilecek yapı ve işleyişe dönüştürülmesi amacıyla Marmara Grubu Vakfı Kadın İş Dünyası’nın parlamentoda yapılan çalışmaları takibinde, gerektiğinde ortak görüş oluşturup birlikte kampanyalar yürütülmesindeki başarısı vurgulandı.
   
         -Kültürlerarası Diyalog oturumunda Barış kültürünün yeni ve yenileyici bir süreç olması ve bunun için herkesin üzerine düşeni yapmasının gelecek nesillere olan borcumuz olduğu vurgulandı.
 
         -Küresel camianın medeniyetler arasında diyalog oluşturması için Marmara Grubu Vakfı’nın ortaya koyduğu çalışmalar takdirle anıldı.
 
         -Dinlerarasında hoşgörüsüzlüğü gidermek için Marmara Grubu Vakfı’nın ortaya koyduğu alternatiflerin değişik taraflar arasındaki farkları gidererek bir noktada buluşturmasına herkesin destek vermesi istendi. Marmara Grubu Vakfı’nın saygı ve anlayışla ortaya koyduğu diyalog çalışmaları övgü ile karşılandı.
          
         -Bıkmadan, usanmadan, azimle, itina ve sebatla, durup dinlenmeden, umutsuzluğa düşmeden, yeise kapılmadan diyalog dendi. Dinin bir kurum olarak farklı toplumların birbirinden ayrışmasına yol açacak bir unsur olmadığı, tam tersine dinin dünyada en güçlü, en yaygın ve en egemen dinamiklerden biri olmaya devam ettiği; dinin ve inancın hakim olduğu toplumların giderek insanların daha çok ilgisini çektiği, uluslararası ilişkilerde ve küresel politikalarda odak noktası olmaya devam ettiği, sosyal değerleri doğrudan ve devlet politikalarını da dolaylı olarak etkileyen çok önemli bir unsur olduğu gerçeğinin gözden kaçırılmaması gerektiği belirtildi.
 
         -İzmir’de gerçekleşen toplantılarda ise, böylesine uluslararası çaplı bir toplantının İzmir’e taşınması konusundaki görüşün isabetliliği vurgulanarak, sürekliliği temenni edildi.
 
         -İzmir’de 13 Cumhurbaşkanı, bir Başbakan gerçekleştirdikleri özel oturumda, ortaya koydukları ortak düşüncelerinde İzmiri’in EXPO, EXPO’nun İzmir için özelliğini ve önemini gündeme getirdiler.  
 
         -İzmir Ticaret Odası’nın büyük bir özveri ile gerçekleştirdiği 3 Kıta 1 Deniz toplantısında EXPO 2020 için bütün katılımcılardan tam destek alındı.
 
         -Eşitsizliklere karşı savaşarak, yoksulluğa karşı mücadele edebilmemiz için alt yapıda ortak üretim ve ticarette iş birliğinin yapılmasının önemi vurgulandı. Açlık, yoksulluk ve işsizlik sorunun çözümü için siyasi iradeye ihtiyaç duyulduğu ve özel sektörün de kendisini güncellemesinin gerektiği ifade edildi.
 
         -Yoksulluğun bir istatistik olarak ele alınması, bir insan hakkı sorunu olarak düşünülmesinin gerektiği ve her insanın bir gururu olduğunu da unutulmamasına dikkat çekildi. Konuşmacı Cumhurbaşkanları, Marmara Grubu Vakfı’nın açlık, yoksulluk ve işsizlik konusunu ele almasının diğer uluslararası toplantılara örnek olması temenni edildi.
 
         - Afrika’nın bu toplantıda yer almasının önemine vurgulandığı ve dünya’nın en aktif sivil toplum örgütlerinden birinin Marmara Grubu Vakfı’nın olduğu katılımcılar tarafından ısrarla gündeme getirildi.  
 
         -2013 yılında gerçekleşecek 16. Avrasya Ekonomi Zirvesi ile ilgili olarak uluslararası bir girişimde bulunulmasına ve bir heyet oluşturularak bugünden 2013 yılının planlanmasına olanak sağlayacak hazırlıklara başlanılmasına karar verildi.
 
 
 

thumbnail
15 Nisan 2011 Cuma

13, 14, 15 Nisan 2011 günleri gerçekleşen 14. Avrasya Ekonomi Zirvesi; katılımcılarının kaleme aldıkları ortak düşünce, görüş ve taleplerinden oluşan nihai sonuç bildirgesi Marmara Grubu Vakfı tarafından yayınlandı.

Daha fazlasını okuyun
“Diyalog, daha çok diyalog”
13, 14, 15 Nisan 2011 günleri gerçekleşen 14. Avrasya Ekonomi Zirvesi;
katılımcılarının kaleme aldıkları ortak düşünce, görüş ve taleplerinden oluşan nihai sonuç bildirgesi Marmara Grubu Vakfı tarafından yayınlandı.

- 48 ülkenin bir araya gelmesi ile gerçekleşen 14. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Makedonya, Arnavutluk ve Özerk Gagavuzya Bölgesi’nin Cumhurbaşkanı düzeyinde katıldı. Gene 9 eski Cumhurbaşkanı ile 1 Meclis Başkan Vekili, 1 Senato Başkan Vekili, 21 Bakan ve 179 yüksek düzeyde yabancı katılımcının Zirve’de hazır bulunması, Zirve iştirakçileri tarafından önemli bir katılım ölçüsü olarak kabul edildi.

- 14. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Azerbaycan’ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in özel mesajı katılan ve aralarında Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 3 Bakan ve Milli Meclis Başkan Vekili’nden oluşan kalabalık bir heyet ile iştirak etmesi de büyük bir memnuniyet yarattı.

- 14. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Marmara Grubu Vakfı’nın uluslararası arenada sahip olduğu yer, gördüğü kabul ve tanınırlığı gündeme getirildi.

- Marmara Grubu Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının gelişmiş demokrasilerin vazgeçilmezi olan platformlar olduğu, zemin ve tartışma ortamı ile bir uygarlık özelliği taşıdığı ifade edildi. Bu zeminlerin düzgün zeminler olduğu ve herkesin istediğini korkusuz, endişesiz dile getirdiği platformlar olduğu ayrıca vurgulandı. Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin bu alanda; insanların kendilerini, ülkelerini ve dünya sorunlarını özgürce tartışabildikleri bir iletişim platformu olduğu da katılımcılar tarafından özellikle belirtildi.

- Avrasya olayının Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Sovyetler Birliği'nin dağılması olayı olduğunu, bu olayın yeni siyasi coğrafyayı meydana getirdiğini söyleyen konuşmacılar; dünyada yoksulluğu ortadan kaldırmadan barışı muhafaza etmenin imkanı bulunmadığına işaret ettiler. Dünyanın yeniden kalkınmaya koyulacağını ve bu kalkınmanın barış içinde olması gerektiğini kaydeden katılımcılar, Avrupa ile Asya'nın tarih boyunca beraber olduğunu belirttiler. İpek Yolu'nun canlandırılması hadisesini oraya dönüş olarak nitelendiren söz sahipleri, Avrupa ile Asya’nın birbirinden ayrılmaz, her bakımdan birbirini tamamlar olduğunu da dile getirdiler. 20 sene zarfında bir hayli gelişme olduğunu söyleyen katılımcılar, Avrupa’nın bütünleşmiş olduğunu, Doğu Avrupa ile Baltık bölgelerinin Avrupa'nın parçası haline geldiğini belirttiler. Balkanlarda Romanya ve Bulgaristan’ın AB üyesi olduğunu, Hırvatistan’ın olmak üzere bulunduğunu, buna mukabil Balkanlarda diğer ülkelerin henüz AB'nin parçası haline gelmediğini dolayısı ile; Balkanları içine almayan Avrupa’nın tek kanatlı olacağını, eğer uçmak için kanat lazımsa Balkanlar'ı mutlaka tümüyle Avrupa’nın kendi içine almak durumunda olduğunu katılımcılar vurguladılar. Türkiye’nin de buna dahil olduğunu, Avrupa şartlarına uyabilecek duruma gelmelerinin ise esasen Avrupa'nın görevleri içerisindedir düşüncesinde birleştiler.
- İpek Yolu gibi önemli ticaret hareketlerinin de bu topraklarda hayat bulduğu, kültürel zenginliklerin de bu topraklarda dünyaya yayıldığının anımsatıldığı Zirve’de, Avrasya'nın bugün de büyük bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu ifade edildi ve 25 milyon kilometrekarelik bir alana yayılan Avrasya'da, 400 milyona yaklaşan nüfus, 4 trilyon dolara yakın toplam milli gelir ve 1 trilyon doların üzerinde dış ticaret hacminin söz konusu olduğu gündeme getirildi.
- Avrasya ülkeleri arasındaki ticaretin arzu edilen düzeyde olmadığı dolayısı ile; BM Kalkınma Programı ile birlikte başlayan bir inisiyatifin başladığı ve yatırımları teşvik etmeye çalıştığı vurgulandı.
- 21. yüzyılda çevre ile birlikte artık dünya anlayışının da değiştiğini belirtildi ve son 20-30 yıl içinde jeo-politik, jeo-ekonomik ve jeo-kültürel anlamda büyük değişiklikler olduğu dile getirilerek, çağdaş dünyanın güncel sorunlarının ortaya çıktığı vurgulandı. Küresel ölçekte ekonomik büyümenin yoksulluğun azaltılmasını sağlamadığına işaret edildi, zengin ve yoksul ülkeler arasındaki uçurumun genişlediği, yoksul ülkelerin sayısının arttığı da ayrıca gündeme getirildi.
- Zirve’de söz alan konuşmacılar tarihi düşmanlıkları, çatışmaları bir tarafa bırakarak ülkeler arasındaki işbirliklerinin güçlendirilmesini ve dostlukların da pekiştirilmesini de istediler.
- Terör konusunda görüşlerini açıklayan katılımcılar; bölgemizdeki ülkelerin, şiddet içeren terör ve radikal hareketlerden derin şekilde etkilendiğini ve terörün bu bölgeyi gerçek anlamda tehdit etmekte olduğunu, dolayısı ile; bu bölgenin ve dünyanın istikrarını da olumsuz hale getirdiğini söylediler.
- Enerji Oturumu’nda İstanbul'da Boğazlardan geçişin yeni bir projeyle beraber hafifletilmesi kanaati taşıyan konuşmacılar, 8 bin 500 yıllık tarihiyle ve bütün güzellikleriyle beraber İstanbul'un mutlaka korunmaya ihtiyacı olduğunu gündeme getirdiler.
- Katılımcılar; dünyanın 20 yıllık zaman içinde çok değiştiğini, küreselleşmenin teknolojik ilerlemenin de fitilini yaktığını söylediler. Geçen 20 yılda tek kutuplu bir dünyanın ortaya çıktığını ve ABD'nin tek süper güç olarak dünyaya hakim olduğunu anlatan konuşmacılar, yaşanan karmaşık problemlere BM ve diğer uluslararası kurumların cevap vermekte yetersiz kaldığını, bu nedenle de yeni kurumların ortaya çıkmaya başladığını kaydettiler.
- Diyalog konusunda; ayrılıkçılığı, ötekileştirmeyi, yabancılaştırmayı geçersiz kılacak tek yöntemin diyalog olduğu belirtildi. Binlerce yıldır var olan ve her katmandan halkın zihninde oluşmuş bulunan, üstelik de çeşitli odaklarca hala beslenmekte, desteklenmekte olanın bir gecede ortadan kaldırılamayacağını, ancak bunu yönetmenin yolunun diyalogdan geçtiği gündeme getirildi. Bıkmadan, usanmadan, azimle, itina ve sebatla, durup dinlenmeden, umutsuzluğa düşmeden, yeise kapılmadan diyalog dendi. Dinin bir kurum olarak farklı toplumların birbirinden ayrışmasına yol açacak bir unsur olmadığı, tam tersine dinin dünyada en güçlü, en yaygın ve en egemen dinamiklerden biri olmaya devam ettiği; dinin ve inancın hakim olduğu toplumların giderek insanların daha çok ilgisini çektiği, uluslararası ilişkilerde ve küresel politikalarda odak noktası olmaya devam ettiği, sosyal değerleri doğrudan ve devlet politikalarını da dolaylı olarak etkileyen çok önemli bir unsur olduğu gerçeğinin gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtildi.
- Demokrasi yolunda Irak’ın önemli adımlar attığı, Mısır ve Tunus’un demokrasiye geçişte izlediği süreçte istikrara kavuşmasının önemi vurgulandı.
- Rusya Federasyonu’nun gerek Kafkaslarda gerek ise Orta Asya’da istikrar ve barış açısından giriştiği yapılanmalar takdir edildi.
- Nükleer santral konusunda, sorulardan kaçınılmaması gerektiği ve güven içinde yapılanmanın günümüz ekonomisinin gereği olduğu gündeme getirildi.
- Moldova ve Gagavuzya’nın bölgelerinde yatırıma ihtiyaçları olduğu ve gelecek yatırımcılara devletin her türlü desteği vereceği belirtildi.
- Çin yatırıma açık olduğunu, Avrasya coğrafyası ile gelişmiş ülkeleri, Çin’e yatırıma davet etti.
- Romanya ve Bulgaristan Türkiye’nin AB üyeliğinin gerekliliği üzerinde durdular.
- Belçika, Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde kadınlara özel bir oturum yapılmasına büyük önem atfettiğini belirtti.
- Azerbaycan, 2011 yılını turizm yılı ilan ettiklerini ve Azerbaycan’ın tatil için yeni bir turizm merkezi olacağını gündeme getirdi.
- 2012 yılında gerçekleşecek ve gelecek yıl Bronz Yılı’nı kutlayacak 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi ile ilgili olarak uluslararası bir girişimde bulunulmasına ve bir heyet oluşturularak bugünden 2012 yılının planlamasına olanak sağlayacak hazırlıklara başlanmasına karar verildi.

thumbnail
07 Mayıs 2010 Cuma

5-6-7 Mayıs 2010 günleri gerçekleşen 13. Avrasya Ekonomi Zirvesi nihai sonuç bildirgesi Marmara Grubu Vakfı tarafından yayınlandı.

Daha fazlasını okuyun

İstanbul Kongre Merkezi’nde 44 ülkenin bir araya gelmesiyle gerçekleşen 13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Makedonya ve Arnavutluğun  Cumhurbaşkanı, Bosna Hersek’in Başbakan ve Özerk Gagavuzya Bölgesi’nin Cumhurbaşkanı düzeyinde katılması, zirve iştirakçileri tarafından büyük bir değer ölçüsü olarak vurgulandı.

Gene 13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev in özel mesajı ve aralarında Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 2 Bakan ve Milli Meclis Başkan Vekili’yle milletvekillerinden oluşan on yedi kişilik bir heyetle katılması da büyük bir memnuniyet yarattı.

Rusya Federasyonu ile Çin Halkı Cumhuriyeti’nin de aralarında bakan yardımcıları ve milletvekillerinin bulunduğu geniş bir katılımla 13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde temsil edilmeleri de çalışmalara ayrı bir anlam kazandırdı.

Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde, Türkiye gibi sivil toplum örgütlerine yeni yeni alışan ülkelerde sivil toplum örgütlerinin öneminin büyük olduğu gündeme getirildi.

Gelişmiş demokrasilerde bunların “vazgeçilmez” olduğu, bulundukları zemin ve arenanın bir uygarlık özelliği taşıdığı ifade edildi. Bu zeminlerin düz zeminler olduğu ve herkesin istediğini korkusuz, endişesiz kimsenin gözünün içine bakmadan söyleyebildiği platformlar oluşturduğu vurgulandı. Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin bu alanda; insanların kendilerini, ülkelerini ve dünya sorunlarını özgürce tartışabildikleri bir iletişim platformu olduğu katılımcılarca belirtildi.

Avrasya bölgesi ülkelerinin dünya milleti olma yolunda gayret göstermelerinin gerekliliği üzerinde duruldu. Ülkelerinin üretimlerini dünyaya yapmaları, alışverişlerini dünyadan sağlamalarının önemi belirtildi. Bunun da halkların beyin gücüyle, çağın teknolojisiyle ve rekabet gücüne dayanarak yapılmasıyla ülkelerin gelişip, çağa ayak uydurabilecekleri belirtildi.

Küresel rekabete uyarak küresel teknoloji kullanabilen ve küresel şartları yerine getiren bir düzene gidildiğine işaret edildi. Dünyanın yeniden hem finans da, hem ekonomide “yeni normali” aradığına israfa ve bilgisizliğe yer bulunmadığına dikkat çekildi.

13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Nabucco Projesi’nin hayata geçirilmesi konusunda ısrarlı ve özenli işbirliğinin sürdürülmesi için siyasi iradenin ortaya çıkmasının gerekliliği vurgulandı.

Avrasya coğrafyası içinde yer alan ülkelerin yoksullukla mücadele etmesinin üzerinde duruldu. Barışı muhafaza ederken, yoksullukla mücadele ederken, yer küreyi ısınmaktan kurtarmanın, insanlara iş ve ekmek sağlanılması kadar önemli olduğu gündeme getirildi. Burada diyaloğun önemi ayrıca belirtildi. Bölgede barışın ve istikrarın ancak ekonomik refahla sağlanabileceği de  katılımcılar tarafından kaydedildi.

13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ortaya çıkan ortak düşünce ve karar doğrultusunda, çevre alanında dünyaca kabul gören çalışmalarıyla temayüz eden  yıllardır Avrasya Ekonomi Zirveleri’nde yer ve görev alan Yunanlı Prof. Dr. Agni Agnis Arvanitis’in  ortaya koyduğu yüksek eserlerinden dolayı Nobel’e aday gösterilmesine karar verildi. Öte yandan Prof. Dr. Arvanitis’in katılımcı ülke temsilcileri tarafından da tavsiye edilip desteklenmesi benimsendi.

Katılımcıların önerisiyle Nobel Vakfı ile temasların sıklaştırılmasına da karar verildi.

İki ayrı demokratik seçimin yapıldığı Irak’ta demokrasi yolunda önemli adımlar atıldığı ve ülkenin bir an önce barış içinde yoluna devam etmesinin önemi temenni edildi.

Kırgızistan Kurucu Hükümeti adına söz alan yetkililer, Kırgızistan’da demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik bir sistemin oluşması yolunda gayret sarfedildiğini gündeme getirdiler.

Türkiye’nin Balkan politikasının yanı sıra, Kafkasya ve Orta Asya ekseninde de benzer politikalar gerçekleştirmesini ve bölgesel şartlarla önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi olağan gelişmeleri, göz önünde tutmasının gerekliliği üzerinde duruldu.

Kafkaslar’da istikrarın sağlanabilmesi için; Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın; Ermenistan’a karşı iyi niyetli yaklaşımlarına, Ermeni tarafınca güven arttırıcı davranışlar sergilenmediği vurgulandı. Ermeni işgali altında bulunan toprakların da uluslararası kararlara uyularak Azerbaycan’a iade edilmesinin gerekliliği de ayrıca gündeme getirildi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni Cumhurbaşkanının, Güney Kıbrıs’la müzakerelere devam edeceğini belirtmiş olmasının, Ada’nın barışı açısından önemli bir girişim olarak nitelendirildi.

Tacikistan’ın ve Moğolistan’ın ekonomik gelişme yolunda kaydettiği büyük başarılar bölgenin geleceği açısından önemli büyümelerinin işareti olarak değerlendirildi.

Rusya Federasyonu’nun gerek ülkenin istikrarı gerekse de barışın devamı açısından bölgede ortaya koyduğu işbirliği girişimlerinin takdirle karşılandığı belirtildi.

Çin’in gelişen ekonomik potansiyeli konusunda bilgi sunan Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri, Avrasya ülkelerini, Çin’e yatırıma davet ettiler.

İsrail den katılanlar Knesset’de Marmara Grubu Vakfı’nın bir toplantı gerçekleştirerek Avrasya işbirliğini İsrail de tanıtmasının önemini ortaya koyacak bir çalıştayın yapılmasını temenni ettiler.


thumbnail
08 Mayıs 2009 Cuma

12. Avrasya Ekonomi Zirvesi sonunda yayınlanan ortak sonuç bildirgesi Marmara Grubu Vakfı tarafından kamuoyuna açıklandı.

Daha fazlasını okuyun

12. Avrasya Ekonomi Zirvesi sonunda yayınlanan ortak sonuç bildirgesi Marmara Grubu Vakfı tarafından kamuoyuna açıklandı.

Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne yedisi eski ikisi aktüel olmak üzere dokuz cumhurbaşkanı katıldı. Kırkbir ülkenin temsil edildiği Zirveye misafir olarak bir cumhurbaşkanı yardımcısı, iki meclis başkan vekili, yırmidört bakan iştirak etti. Ayrıca Parlamentolardan yırmiüç milletvekili de 12. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde hazır bulundu. Gene bu yıl ilk defa onsekiz uluslararası kuruluş Zirveye katıldı.

Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne katılan Hırvatistan Cumhurbaşkanı Stephan Mesic ile Kosova Cumhurbaşkanı Fatmir Sejdiu ve Romanya’nın eski cumhurbaşkanları Ion Ilıescu, Emil Constantinescu, Bulgaristan’ın eski cumhurbaşkanları Zhelyu Zhelev, Petar Stoyanov, Moğolistan’ın eski cumhurbaşkanı Natsagiin Bagabandi, Estonya eski cumhurbaşkanı Arnold Ruutel ve Türkiye 9. cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ortaya koydukları ortak düşünce doğrultusunda İngilizce olarak üç ayda bir, akil insanların düşüncelerini ortaya koyacakları bir yayın organı oluşturulmasına karar verildi.  

Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Türkiye Cumhurbaşkanı Vekili seviyesinde katıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yurtdışında olduğundan Vekili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan Zirveye iştirak ederek katılımcılara hitap etti. Hükümeti Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın temsil ettiği 12. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’da hazır bulundu. Parlamentodan AKP Milletvekilleri Orhan Erdem, Mustafa Kabakcı, Reha Camuroğlu, MHP Milletvekilleri Tuğrul Türkeş, Ertuğrul Kumcuoğlu ile DSP Milletvekili Ahmet Tan’da katılanlar arasındaydı.

Avrasya Ekonomi Zirvesi çerçevesinde Viyana Ekonomik Forumu ile imzalanan Memoranduma göre, bundan böyle Avrasya Ekonomi Zirveleri ile Viyana Ekonomik Forum etkinlikleri bir arada gerçekleşecek.

Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Nabucco Projesi’nin önemi gündeme getirildi. Özellikle Türkiye-Azerbaycan arasında bulunan büyük dostluk ve işbirliği’nin örnek alınması gereken bir beraberlik olduğu vurgulandı. Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan arasında bulunan müstesna işbirliği bundan böyle daha büyük, daha geniş ve daha çaplı olarak Nabucco Projesi ile taşlanmasının gerekliliği üzerinde duruldu.

Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde bir ilk yaşandı. Türkiye Jokey Kulübü Bakanlar Kurulu’nun izniyle Avrasya Ekonomi Zirveleri Kupası Koşusu adıyla büyük bir At Yarışı düzenledi. Bundan böyle her yıl bu yarış resmi olarak Zirve’nin Açılış günü akşamı gerçekleştirilecektir.

         Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Kırgızistan Başbakan Yardımcısı seviyesinde üç Bakanla iştirak etti. Kırgızistan’a yatırım imkânlarının ortaya konduğu özel oturumda Kırgızistan’ın iki büyük elektrik santralı ihalesine Türk müteahhitlerinin beklendiği vurgulandı.

         Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde gerçekleşen bir başka özel oturumda da Çin Halk Cumhuriyeti’ni temsilen gelen Şangay İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Şangaş Expo 2010’nun tanıtımını yaptı.  Türk iş adamlarını Şangay’a davet etti.

Dünya Barışı’na Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin verdiği yüksek katkı gerek Avrupa Birliği gerekse de Bağımsız Devletler Toplumluğu tarafından Zirvede övgüyle gündeme getirildi. Bundan böyle bu Zirveye Avrupa Birliği’nin ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun daha yüksek seviyede katılımına da karar verildi.

         Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ülkeler arasındaki temaslarıyla Barış’a yaptığı yüksek katlılardan dolayı Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver’e Moğolistan Devleti tarafından Cumhurbaşkanı Nambar Enkhbayar’ın imzasıyla Gümüş Yıldız Madalyası verildi. Madalya’yı Zirveye katılan Moğolistan eski Cumhurbaşkanı Natsagiin Bagabandi, Moğolistan Milli Meclis Başkan Vekili Nyamaa Enkhbold, Ankara Büyükelçisi Ochirjav Ochir ve Moğolistan Dışişleri Bakanlığı’nın iki Büyükelçisi bir arada taktılar.   


thumbnail
03 Mayıs 2008 Cumartesi

Marmara Grubu Vakfı tarafından onbir yıldır düzenli olarak gerçekleştirilen 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Avrasya’nın gerçek gündemi tartışıldı.

Daha fazlasını okuyun

Marmara Grubu Vakfı tarafından onbir yıldır düzenli olarak gerçekleştirilen 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Avrasya’nın gerçek gündemi tartışıldı.

“Gelecek Avrasya felsefesi içinde Avrasya’nın sahip olduğu ekonomik büyüme stratejileri, enerji, teknoloji, sermaye çekim gücü ve küresel ekonomideki önemi gündeme getirildi.

            Türkiye’den TBMM Başkanı Köksal Toptan, Devlet Bakanları Kürşad Tüzmen ile Nimet Çubukçu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Hilmi Güler ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan’ın ve T.C. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun devleti temsilen katıldığı 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile birlikte Bulgaristan’dan eski Cumhurbaşkanı Zhelyu Zhelev, Romanya’dan eski Cumhurbaşkanları Ion Iliescu, Emil Coustantinescu ve Bulgaristan eski Başbakanı Simoen Saxe Coburg- Gotha ile 1 Başbakan, 2 Meclis başkanı, 2 Başbakan Yardımcısı, 21 Bakan, 19 milletvekili, 187 yüksek misafir iştirak etti.

-         Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Bulgaristan, Çin, Montenegro ve Kosova devlet olarak BM, Avrupa Birliği, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Şangay Zirvesi, Dünya Moğol Kurultayı kuruluş olarak farklılık ortaya koydular. Litvanya’nın Başbakan seviyesinde katıldığı 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Bulgaristan, Balkanlar’da Türkiye’nin önemini vurguladı. Çin, Şangay Zirvesi’nin Avrasya Ekonomi Zirvesi toplantılarına verdiği önemi ortaya koydu. Montenegro (Karadağ) gelişen Avrupa şartlarında Balkanların varlığını ve bu varlığın Türkiye ile entegrasyonunun önemine değindi. Kosova da Türkiye’nin rehberliğini yansıttı. BM ise Protokol Genel Müdürü ile temsil edildiği 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Marmara Grubu Vakfı’nuın diyaloğa verdiği önem üzerinde durdu ve bunun dünyada önemli bir örnek oluşturduğu belirtildi. Şangay Zirvesi Teşkilatı ise açılımlarıyla  Türkiye ile ilgilendiğini, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutta bir birlikteliğin gerekliliğini en yüksek düzeyde ortaya koydu.  Avrasya felsefesine bakış açısında, Marmara Grubu Vakfı’nın çalışmalarına benzer çalışmaların Çin tarafından da gerçekleştirildiği ayrıca beyan edildi. AB ise parlemento adına katılan milletvekili ile İslamiyetin Türkiye modeli ile yaşamasının Avrupa için önemini belirtti. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı temsilcileri ise Karadeniz ülkelerinin Avrupa Birliği nezdindeki ağırlığından söz etti. Dünya Moğol Kurultayı ise diyaloga verdiği önemi örnekleriyle anlattı.

-         11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin Enerji Oturumu’nda dünyadaki enerji akışının yüzde 60’ından fazlasının gemiler aracılığıyla yapılması ve bu gemilerin yarısına yakınının Türk Boğazlarından geçerek hedeflerine varması gündem oluşturdu. Dolayısıyla Karadeniz’in enerji yollarındaki önemi ve Boğazların tablosu bir defa daha çizildi.

Karadeniz’den yılda 150 milyon ton petrolun Akdeniz’e açıldığını ve bu açılımın her yıl tankerlerle taşınan toplam 2 milyar ton petrolun yaklaşık yüzde 8’ini kapsadığını da dikkate alan katılımcılar, NABUCCO Projesi’nin önemini vurguladılar.  

Dolayısıyla 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi Enerji Oturumu’nda ortaya çıkan temenni Boğazların tanker trafiğini azaltacak güven arttırıcı önlemlerin alınmasında şekillendi. Gene NABUCCO Projesi’nin Avrupa’ya rekabeti, dengeyi ve güvenirliği getireceği belirtildi.

-         Doğalgaz fiyatlarının artmasının petrol fiyatlarına bağlı olduğu, dolayısıyla ham petrol fiyatlarındaki yükselişin Avrupa ülkelerine ek ödemeler getireceği, bunun da ülkelerin ödeme dengelerini bozacağı ayrıca gündem oluşturdu.

-         Önümüzdeki beş yıl içinde yarım yüzyılın enerji haritasının yeniden çizileceğinin de açıklandığı 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Türkiye’nin de içinde bulunduğu enerji coğrafyasının dünyamızın enerji geleceğinde önemli bir rol oynayacağından da söz edildi.

-         Avrupa’nın beş bilge adamının ortaya koyduğu yüksek felsefe ise Türkiye’siz bir Avrupa’nın dünyada rol almasının imkansızlığıydı. Beş bilge adamın değer ölçüsü ise “Avrupacılık bütün kültürleri içine alabilmelidir” olarak şekillendi.

-         Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin Ekonomi Oturumu’nda ise;

Avrupa, Afrika, Uzak Doğu, enerji, iklim değişikliği, küresel mali durum, Avrasya felsefesi içinde girişimcilik, bilgi teknolojileri, rüzgar enerjisi, dış kaynaklar ve verimlilik yaratan ortamlar gibi konular gündeme getirildi. Demokratik, ekonomik ve sosyal reformların yarattığı Avrasya’nın 21. Yüzyılda yükselen güç olduğu vurgulandı.

-         Eğitimin bir ekonomi ve güvenlik meselesi ve küresel rekabet gücünün anahtarı olduğu, eğitimde çağı yakalayamayan ülkelerin ekonomisinin batacağı ve ekonomisi eğitim ve de girişimcilikle güçlenmeyen ülkelerin yarınlarının olamayacağı belirtildi. .

-         Diyalog konusunda Marmara Grubu Vakfı’nın çalışmalarının övüldüğü ve dünyanın sayılı platformlarında örnek gösterildiği 11. Avrasya Ekonomi Zirvesi katılımcıları tarafından övgüyle dile getirildi. Kutsal Kitapları okuyan herkesin kendi yorumunu yapmakta serbest olduğu ve kimsenin yorumunun bir diğerinden üstün sayılamayacağı düşüncesi hoşgörü ve diyalog toplantılarının ana fikrini oluşturdu.

-         Gelecek 12. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ekolojinin, çevrenin ve iklim değişikliklerinin gündeme alınması ve çağımızın tabiat varlıklarının önemi üzerinde durulması temenni edildi